SİNEMA UYARLAMA İLŞKİSİ-YAZARSIZ

 

 

SİNEMA VE UYARLAMA İLİŞKİSİ

 



Sinema ile en çok karşılaştırılan ve ilişki kurulan sanat edebiyat olmuştur.Sinemanın olmazsa olmaz öğelerinden birini oluşturan senaryonun, başlıca iki hareket noktası vardır.Bunlardan birini özgün senaryolar, diğerini ise edebiyat eserlerinden yapılan uyarlamalar oluşturur.Özgün senaryo;film yapmak isteyen bir kişinin ya da yönetmenin, kafasında tasarladığı konuyu yalnızca sinemanın olanaklarını,özelliklerini göz önüne alarak yaptığı çalışmadır.Uyarlama ise, daha önce başka bir amaçla hazırlanmış bir metni,örneğin bir romanı senaryo biçimine dönüştürme işlemidir.
Sinemaya yapılan uyarlamaların büyük bir çoğunluğunu da, genellikle romanlar oluşturur.Roman ile sinema arasındaki ilişkinin kökeni, sinemanın başlangıç yıllarına kadar dayanmaktadır.19.yüzyılın popüler eğlencesi olan roman ile sinemanın teknik yönleri arasında bir süreklilik vardır.Roman ve sinemanın ilişkileri incelendiğinde, iki sanatın da zaman zaman birbirlerinin olanaklarından yararlanmakta oldukları görülür.Sinema romandan ilginç konular,öyküler ve birtakım anlatım teknikleri açısından yararlanırken,roman da özellikle sinemanın somutlama, görselleştirmede yararlı birtakım betimleme sağlama ve bileşim teknikleri konusunda yaralanmaya çalışır.En önemlisi de her iki sanatın amacı aynıdır;göstermek. Ancak sinema görüntüler aracılığıyla bunu yapmaya çalışırken,roman sözcüklerin gücünü kullanır.Yani amaç aynı fakat, kullanılan yöntemler birbirinden çok farklıdır.Bu nedenle roman ve sinemanın algılanma biçimleri de birbirinden oldukça farklılık gösterir:Roman okuyucusunun okuduklarını zihninde canlandırması gerekirken,film izleyicisinin ise sinemasal görüntülerin anlamlarını “okuması “için bu görüntüleri içselleştirmesi gerekir.

UYARLAMANIN TANIMI VE GERÇEKLEŞTİRİLME SÜRECİ:

“Film malzemesi için tiyatro oyunu, roman, ve özgün senaryo olmak üzere başlıca üç ana kaynak vardır.Bunlardan birincisi, ne kadar iyi gerçekleştirilmiş olursa olsun gerçek bir filmden çok oyun olarak kalmakta iken,sinemanın asıl kaynaklarını roman ve özgün senaryolar oluşturmaktadır”
Genel anlamda uyarlamak, “iki veya daha fazla şeyi şu ve bu bakımdan birbirine uyar hale getirmektir.Aynı zamanda “yabancı dilden bir eseri yerli gelenek ve göreneklere uyacak biçimde değiştirerek kendi diline çevirmek “ anlamına da gelmektedir.
Bir diğer tanımlamaya göre ise uyarlamak; “bir eser üzerinde birtakım değişiklikler yaparak başka bir sanat dalına uygun duruma getirmek” demektir.
Kısaca bir şeyi başka bir şeye uygulamak, uydurmak şeklinde tanımlayabileceğimiz uyarlama;bir edebiyat, sinema vb. eseri bir türden öbürüne aktarmak olarak da tanımlanabilir.
Sinemada uyarlama terimi, daha önceden varolan yazınsal, dramatik ya da müzik ile ilgili kaynaklara dayandırılarak yapılan filmler için kullanılmıştır.
Nijat Özön’e göre uyarlama ise sinemada şu iki anlam için kullanılmaktadır:
1-Sinema için hazırlanmamış bir metni sinemaya uygun bir biçime sokma.
2-Sinema için hazırlanmış bir özeti senaryonun daha sonraki aşamalarına doğru geliştirme
Uyarlama doğası gereği bir araçtan diğer bir araca geçiş, bir dönüştürmedir.Yukarıdaki tanımlardan da anlaşılacağı gibi uyarlamanın temelinde, bir araçtan başka bir araca geçerken yeni araca, ortama uyum sağlama yatmaktadır. Uyarlamanın gerçekleştirilme sürecinde gelince; yapılması gereken en önemli şey kaynak alınan romanı iyi tanımaktır.İlk okuma, roman hakkında genel bir bilgi verirken, daha sonraki okumalar daha özel ayrıntıların ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bundan sonrası da yönetmenin keyfine kalmıştır.İster okuduklarından hareketle yeni, özgün şeyler yapmaya çalışır;isterse de kaynak alınan romana tamamen sadık kalarak eserin özgün türünü ve duygusal atmosferini korumaya çalışır.Aslında sanıldığı kadar kolay bir iş de değildir, uyarlama yapmak.Bir kaç yüz sayfalık bir romanı, doksan dakikaya sığdırmak, karakterler ve sahneleri görselleştirmek edebi zaman ve mekanı sinemaya uygun biçime getirebilmek,zihinden geçen düşünceleri dışsallaştırmak gibi bir çok evreyi iyi bir şekilde gerçekleştirebilmenin zorluklarını da beraberinde gelir.Bu durumda göz önüne alınacak üç olasılık vardır:Birincisi, kitabı takip etmek;ikincisi, önemli sahneleri incelemek; üçüncüsü ise orijinal bir senaryo meydana getirebilmek. Bunun içinde uyarlama yaparken şu aşamaları izlemek gerekir:

*Romandaki ana öyküyü bulmak,
*Karakterleri seçmek,
*Temayı keşfetmek,
*Eserin üslup ve atmosferini yaratmak.

Romandaki Ana Öyküyü Bulmak:

Sinema ve roman öykü anlatma araçlarıdır.Her ikisinin de ortak özelliğini oluşturan öykü,yalnızca romanın ve filmlerin sahip olduğu en önemli faktör değil, aynı zamanda bir araçtan diğerine aktarılabilen en önemli unsurdur.Uyarlama romandaki olaylar dizisini saptama ve onlar üzerinde odaklanma işlemidir.
İyi bir film, sağlam bir dramatik yapıya, belli bir doğrultuya sahiptir. Çünkü film,eylemi gerçekleştiren çok sayıdaki sahnelerle doruk noktasına doğru gelişir.İyi bir film, aynı zamanda çok boyutludur.Öykü ilerlerken, karakterler ve temanın gelişmesini de sağlar.

Karakterleri Seçmek:

Bir roman çok sayıda karaktere sahiptir.Çünkü roman,her bir karakteri betimleme ve geliştirmeye zaman ayırabilir.Bir film ise, bu tür bir lüksü çok seyrek sağlayabilir.En fazla üç ya da dört karakteri tümüyle gerçekleştirebilir,geri kalanları ise genel hatlarıyla betimleyebilir.Ana karakteri bulmak ve diğer karakterlerin fonksiyonlarını belirlemek için bazı karakterleri çıkarmak veya birleştirmek gerekir.Çünkü film izleyicisi ancak birkaç karakter üzerinde odaklanabilir.Film açısından birleşik karakterler öyküyü yalınlaştırıp daha etkili hale getirebilir.Bir başka deyişle karakterleri atma ya da birleştirme, denetimi zor olan romanı, sinemasal forma uygun bir şekilde kısıtlamaya yardımcı olur.

Temayı Keşfetmek:

Her iyi filmin ya da romanın bir teması vardır.Romanlar, filmlerden daha fazla temaya eğilimlidir. Romanlar, temadan doğrudan doğruya anlatıcı aracılığı ile söz etmek, incelemek ve anlattığı öykünün gerçekte ne hakkında olduğunu betimlemek için daha fazla zamana sahiptir.Filmlerde ise tema öyküye hizmet eder.Filmde temanın işlevi, öyküyü güçlendirip boyutlandırmaktır, onun yerine geçmek değil.

Eserin Üslup ve Atmosferini Yaratmak:

Üslup;konu, olaylar dizisi, tema ya da karakterler değil, söz konusu öğelerin sunulduğu özel bir tarzdır.Geniş bir hayal gücü gerektiren üslup,sanatçının kendi heyecan, duygu ve düşüncelerini aktarırken onu büyülemek için kullandığı bir yoldur. Üslup filmin tam olarak duygusunu,büyük ölçüde zihnimizde canlandırır.Atmosfer, ruh hali ve üslup izleyicide duygusal bir yanıta yol açar.Filmde atmosfer ve ruh hali;ışıklandırma, müzik,efekt, dekor, sahne düzeni veya renk gibi sinemasal öğelerden yararlanabilir.Sonuç olarak her iyi film uyarlamasının bir sökme, parçalara ayırma süreci olduğu söylenebilir.
Sonuç olarak uyarlama, daha önce varolan yazılı eseri bir dizi işlevlere; karakterler, yerler, aksiyonlar ve anlatı olayları dizilerine indirgeme işlemidir.Sinemaya uyarlama, anlatıların kısa bir uzunlukta yoğunlaştırılmasını gerektirmektedir.Bununla birlikte uyarlama işleminde varsayılan amaç, romanın ana temasını sinema perdesinde yeniden üretmektir. Kısaca bir romandan uyarlama yapılırken izlenmesi gereken yöntemler bu evrelerden oluşuyor. İşte yukarıda saydığımız dört madde yönetmenlerin imdadına yetişir ve onların dikkat edilmesi gereken konular üzerinde daha titiz çalışmalarını sağlar.

  • E-Bülten

  • Sözlük

  • Müzik Yayını

    980739 Ziyaretçi