SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM ÜZERİNE ONAT KUTLAR İLE KONUŞMA-1990

 

SİNEMA YAZARI ONAT KUTLAR’LA FİLM VE ESER ÜZERİNE KONUŞMA


M.Ç.: Filmi kısaca değerlendirebilir misiniz?

O.K.: Selvi Boylum Al Yazmalım adlı filmin Atıf Yılmaz’ın filmografisinde önemli bir yeri vardır. Özü olan bir filmdir. Aytmatov’un hikayesinde, kamyon şoförünün duygusal dünyasıyla iş dünyası arsında bazı bağlantılar vardır. Şoförün yaşamının toplumsal ortamı iş ve çalışmaları, ilişkileri anlatılıyor.

Tien-Shan’ları tırmanışı, insan azminin, cesaretinin, doğaya hakim olma duygusunun bir ürünüdür. Kamyon da hikayenin bir kahramanıdır. Bu kısımlar filmde pek fazla yansımamış. Aytmatov’un dünyasındaki sevgi ve emek ilişkisi, çalışmanın, iş dünyasının içinde belirleniyor. Filmde bu durum gereği gibi verilmemiş.

Filmin Aytmatov’dan devraldığı öz, aşk, sevgi, emekle insani ilişkiler arasında kurduğu bağ. Sevginin duygusal bir bağ olmadığını, insani ilişkilerle, güvenle, çabayla ilgili olduğunu göstermesidir. Finaliyle film, tabir yerindeyse “yerli film” olmaktan kurtuluyor.

Eksiklik, toplumsal koşulların filme yansımamasında. Film çok duygusal. Bu filme aynı zamanda ayrı bir hava da veriyor. Film finale hazır değil. Romanda ilerleyen her satır finali hazırlıyor. (Film duygusal yürüyor).

Filmin görsel dili, senaryosu, yönetimi çok başarılı. Kırgız hikayesi olmasına rağmen herkes adapte olmayı bilmiş. Sadece şantiyede görevli kadının (Dilek Hanım) inandırıcılığı zayıf.

M.Ç.: Aytmatov’la ilgili görüşleriniz.

O.K.: Aytmatov, günümüzün en önemli yazarlarından biri. Kişiliğinin birkaç yönü üzerinde durmak gerekir. Birincisi, çağdaş Sovyet hikaye ve romanından yararlanması. Gerçekçi ama naturalist değil. Değişen, dönüşen bir dünyayı yazıyor. Bu değişim ve dönüşümü yakından izliyor.

 



99



İnsanı belirleyen toplumsal koşulları izleyen, etkilerini insanlarda gözleyen bir yazar.

Bireyci değil toplumcu. Gerçekçiliğin sonucu insan ve doğa ilişkilerini bütün öykülerinde dile getiriyor.

M.Ç.: İkinci özelliği sanıyorum, kültürel kaynaklarıyla ilgili.

O.K.: Evet. Kendi ulusal kültür anlayışına derinden bağlı. Bütün roman ve öykülerinde, Kırgız, gelenek, masal ve efsanelerine büyük oranda yer veriyor. Ulusal kimlik, Kırgız kimliği Aytmatov için çok önemli. Mesela, Beyaz Gemi’de Isık Göl efsaneleri. Başta geyik efsanesi. Eski Şaman geleneklerinden yansıyan temalar. Selvi Boylum’da Tien-Shan’ın kendisi ve uzak geçmişe ait atıflar çok önemli. Aytmatov’u anlamak için bunları bilmek gerekli.

Üçüncüsü bir öncekiyle ilgili. Şiirselliğiyle, diğer çağdaşı romancılardan (Şolohov, Simenon) ayrılır. Sözlü edebiyatın, şiirle destanla bağlantılı oluşu bunun sebeplerindendir. Hikayelerinde şiirsel bir yükseliş var. Eserlerini destansı bir tona ulaşıyor. Burada şiirseli epik anlamda kullanmak mümkün.

M.Ç.: Aytmatov’la ilgili söylemek istediğiniz başka bir şey var mı?

O.K.: Diğer bir özelliği Aytmatov’un yetiştiği dünyadan kaynaklanıyor. Feodal ve arkaik bir yapıdan. Sosyalist bir yapıya geçmeden yaşanan güçlüklerden doğan, ikilikler, özellikler. Mesela geyiklerin dünyası ile teknolojinin dünyası aynı anda veriliyor. Bu çelişkiler Aytmatov’u ikisini birleştirme, sentez yapma konumuna getiriyor. Onun dünyasında geleneğe ait şeylerin ağır bastığı söylenebilir. Çağdaş yaşam biraz daha geleneklerin arkasında kalıyor.

M.Ç.: Aytmatov’un eserlerini filme alan yönetmenlerle ilgili düşünceleriniz.

O.K.: Aytmatov’un dünyasını başarılı bir şekilde aktaran yönetmenler var.





100


Bunların başında Polat Şemsiyev yer alıyor. En başarılı film Beyaz Gemi. Gülsarı’nın da başarılı bir yönetimi var.

Şemsiyev’le tanıştım. Polat’ın karısı Beyaz Gemi’nin baş oyuncularından. Ayturgan’ın anneannesi de Sincanlı Nisa Hanım. 1974’te Taşkent’te tanıştım. Yaşlı bir kadın.

Polat’ın ailesinde de aynı o efsanevi kökene bağlılık duygusunu güçlü bir şekilde görüyoruz. Nisa Hanım Sincan Bölgesinde yaşayanlar için milli bir kahraman gibi. Şemsiyev, Moskova’da VIKG’de okumuş. Ayturgan Yüksek Bale Akademisinden mezun. Çağdaş dünyayla ilgili, aynı zamanda da ulusal kültüre bağlı insanlar.

Bunları Aytmatov ile Polat’ın dünyasının benzerliğini göstermek için anlattım. Nitekim Beyaz Gemi’nin Isık-Göl efsaneleriyle ilgili bölümü çok başarılı. Çocuğun dünyası o şiirselliği çok güzel yansıtıyor.

Gülsarı’nın yönetmeni ise (Sergei Urusevski), olayı şiirsellik ve doğa ilişkisi olmaktan çok, görselliğe dayalı olarak işlemiş.

Al Yazmalım’da ise Aytmatov’dan gelen doğa unutulmuş. Aytmatov’da gördüğümüz destansı boyut kaybolmuş. Birinci sebep olayın geçtiği bölgeden uzak olunması, ikincisi ise duygusallığın ağırlık kazanması. Bunlardan dolayı film epik bir karakter taşımıyor.

Al Yazmalım’da duyarlık anlamında bir şiirsellik var. Yıllar önce Atıf Yılmaz’ın çektiği Ala Geyik ile Selvi Boylum arasında bu yönde bir bağ var.


Ala Geyik’in senaryosu Yaşar Kemal’in. Yaşar Kemal Aytmatov’un destansı havasına sahip bir yazar. Bu sebepten dolayı Atıf’ın iki filmi arasında böyle bir akrabalıktan söz edilebilir.

  • E-Bülten

  • Sözlük

  • Müzik Yayını

    980755 Ziyaretçi