RUSLARIN GÖZÜYLE AYTMATOV

 

RUSLARIN GÖZÜYLE AYTMATOV

 


haber5.com   15 07 2008




Bazılarına göre büyük Türk edibi bazılarına göre ise Rus edebiyatının önemli bir temsilcisi olan Cengiz Aytmatov'un kendisi de bu soruya cevap bulmuş değildi. 


Birkaç gün önce, 10 Haziran 2008 tarihinde ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov Almanya'da, yakalandığı ağır hastalıktan sonra hayatını kaybetti.

Aytmatov 1928 yılında Kırgız Komünist Partisi sekreteri Turekula Aytmatov'un ailesinde dünyaya geldi. Henüz 10 yaşını doldurmadan babası hapse atılıyor, 1938 yılında ise kurşuna diziliyor. Stalin'in öldürdüğü milyonlarca insanların arasına Cengiz'in babası da katılıyor. Bundan sonra onun için ağır günler başlıyor. Vatan haini damgası vurulmuş babanın oğlu olarak Sovyetlerde yaşamak çok büyük zorluklarla karşılaşmak demekti.

Ancak ikinci dünya savaşının başlamasından sonra, babasının ölümünün altıncı yılında, Cengiz Aytmatov, köy sovyetinin sekreteri oluyor. O dönemde büyüklerin hepsi savaşta olduğundan zorunlu olarak bu göreve onu getiriyorlar.

Bu arada o henüz yazmaya başlamamış ancak Rus edebiyat, kültür ve diline, yakından vakıf olmaya çalışmıştı.

Cambul'da zooloji yüksek okulunu bitirdikten sonra tarım işleri üniversitesini kazanıyor ve ilk yazılarını da, buradaki öğrencilik yıllarında kaleme alıyor. İlk önceleri o küçük makaleler yazıyor ve yerel gazetelerde yayınlıyordu.

Ancak Cengiz Aytmatov, kendisini edebiyat alanında daha da geliştirme kararını aldıktan sonra Moskova'ya taşındı, "yüksek edebiyat kurslar"ına katıldı.

Burada da, 1950'li yıllarda ilk büyük eseri olan "Cemile"yi kaleme alıyor. 'Bir serseriye aşık olan Kırgız güzeli Cemile'yi anlattığı romanı, ona beynelmilel ün de kazandırmıştır.

Rusların nazarında Aytmatov SSCB'nin en büyük yazarlarından birisidir. Onu hemen hemen herkes Rusların "milli" yazarı olarak düşünmektedir. 2000 yılında Moskova'da "Rusya'nın 20.yüzyıldaki yazarları" isimli yüzyılın sözlüğü yayınlanmış ancak oraya Aytmatov'un ismi konmamıştır.

Bu çalışma, sırf bu sebeple, edebiyat dünyasının çok keskin eleştkirilerle karşılanmıştır. Rusların 20. yüzyılda üç büyük yazarın olduğunun altını çizilmektedir. Bunlar Vasiliy Bıkov, Gennadiy Ayga ve Cengiz Aytmatov'dur. Cengiz Aytmatov onların içerisinde vefat eden son yazar olmuştur. Onun ölümü Rus edebiyat tarihinin imparatorluk tarihinin sonu olarak değerlendirilmiştir.

Rusları derinden etkileyen başka bir mesele de, Aytmatov'u Rusya'dan değil Türkiye'den Nobel ödülüne aday gösterilmesi olmuştur. Ölümünden kısa bir süre önce Ankara'da düzenlenen Türk dilli ülkelerin toplantısında, Aytmatov, Nobel ödülüne aday gösterilmiştir.

Ömrünün sonuna kadar eserleri Avrupa ve dünyanın çeşitli dillerine çevrilmiş ve yayımlanmıştır. Kendisi eski SSCB mekanında Rusça yazan yazarları desteklemiş ve geleneksel olarak her sene Rusya'da düzenlenen "Rus ödülü" törenlerine katılmış ve bu törene başkanlık etmiştir. Sadece son toplantıya, sağlığı izin vermediği için katılamamıştır.

Aytmatov'un eserlerine filmler de çekilmiştir. Onun "İlk muallim" eseri Andrey Mohalkov Konçalovskiy tarafından filme konu edilerek yayınlanmıştır.

1970'li yıllarda Aytmatov istisnasız herkes tarafından SSCB'nin en büyük yazarı olarak kabul edilmiştir. Onun eserleri, SSCB'nin çeşitli tiyatrolarında Moskova'nın meşhur "Bolşoy Teatr"ı (Büyük Tiyatro) da onların içinde olmakla sahneleştirilmiştir.

Aytmatov'un eserleri içerisinde "Bir gün bir asırdan daha uzun sürebilir" romanı özel bir yer tutmaktadır. Aytmatov, eserinde, "robotlaştırılmaya" (kendi ifadesiyle mankurtlaştırılmaya) çalışılan insanın, buna nasıl karşı geleceğini anlatmaktadır.

Cengiz Aytmatov bu eserini 1980'li yıllarda yazmış ve SSCB'nin insanları kültürlerinden ve milli kimliklerinden koparmağa çalışarak "robot insan" haline getirmeğe çalıştığını, edebiyatın verdiği imkanlar çerçevesinde dile getirmiştir. Ömrünün sonuna doğru ise tahminen Mayıs ayının ortalarında bizzat bu eserinin ismi konu edilerek onun hayatının anlatıldığı belgesel film çekilmek istenmiştir. Ancak Kazan'da çekimler sırasında yakalandığı ağır hastalık, bu projeyi yarım bırakmıştır.

Edebiyat faaliyetinden başka Aytmatov bir diplomat gibi de çalışmıştır. SSCB döneminde, Yüksek Sovyet'in yedinci toplantısının milletvekili olmuştur. SSCB dağıldıktan sonra ise Fransa, Lüksemburg ve Hollanda'da Kırgızistan büyükelçiliğinde bulunmuştur.

Aytmatov'un ilginç yönleri de vardı. O, Rusça ve Kırgızca'dan başka yabancı dil bilmez ve sürekli mütercim ile dolaşardı. Araba kullanmaz, bilgisayar ile işi olmazdı. İhtiyaç gereği bazen Rus bazen de Kırgızca konuşurdu.

Eserlerini de bu iki dilde yazmıştır. Yoğun siyasi ve diplomatik faaliyetine rağmen yine de kendisinin esas işinin edebiyat olduğunu söylüyordu. Verdiği son demeçlerin birinde vatanına geri dönmek istediğini, torunlarını ve yeni eserler yazmayı özlediğini söylüyordu.

Ömrünün sonuna doğru kaleme aldığı "Dağlar düştüğünde" adlı eserinde ise küreselleşme konusunu ele almıştı. Onun fikrince küreselleşme süreci artık dünyada herkesi etkilemekteydi. Hatta Kırgız dağlarında yaşayan insan dahi şu veya bu şekilde etkilenmekte idi.

Ona göre tüm milletler kendi milli manevi değerleri ile büyük bir imtihan karşısındadır. Ancak Aytmatov, bu süreçten dışarıda kalarak, dünyadan tecrit olmanın da doğru bir karar olmadığını öne sürüyordu. Bu süreç içerisinde önemli olan her bir insanın ve milletin kendi kimliğini muhafaza etmesi olduğunun üzerinde duruyordu.

Aytmatov'un ölümü, yalnız edebiyat dünyasında değil siyasiler arasında da derin hüzün hissiyle karşılandı. Rusya devlet başkanı Dmitiriy Medvedev, başbakanı Vladimir Putin Aytmatov'un ailesine taziye mektubu gönderdiler. Vladimir Putin yazdığı taziye mektubunda, "Aytmatov'un ölümünün herkes için büyük kayıp olduğunu ve onun her zaman akıllarda büyük yazar, düşünür ve aydın olarak kalacağını" belirtti.

Aytamov ile özel bir yakınlığı olan eski SSCB devlet başkanı Mihail Gorbaçov de ailesine taziye mektubu gönderdi. Orada Aytmatov'un onun yakın arkadaşı olduğunu ve onların ailece görüştüğünü belirterek ölüm haberinin onu çok sarstığını yazdı.

Rusya Yayın İşleri Müdürü Mihail Seslanvinskiy ve Rusya Kültür Bakan Yardımcısı Andrey Busigin de, Aytamatov'un ailesine taziye mektubu gönderenler arasında idi.

Rusya'da istisnasız olarak herkesin, Cengiz Aytmatov'un ölümünü, Rus edebiyatının büyük kaybı olarak gördüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bazılarına göre büyük Türk edibi, bazılarına göre ise Rus edebiyatının önemli bir temsilcisi olan Cengiz Aytmatov'un kendisi de, bu soruya cevap bulabilmiş değildi. O hem Rus hem de Kırgız edebiyatının kendisi açısından büyük önem arzettiğini çeşitli vesilelerle dile getirmişti.

Dunyabulteni











  • E-Bülten

  • Sözlük

  • Müzik Yayını

    980455 Ziyaretçi