RUS VE SOVYET EDEBİYATINA GENEL BAKIŞ-MUSTAFA ÇETİN

 

 

RUS VE SOVYET

EDEBİYATINA GENEL BAKIŞ

 


DR. MUSTAFA ÇETİN

 



Bütün edebiyat geleneklerinde olduğu gibi Rus edebiyatının da ilk örneklerini sözlü edebiyat döneminde görürüz. Aruz benzeri bir vezin ile dillerde dolaşan bu sözlü ürünlerin yazıya geçişi ise ancak 18.Yüzyılda olmuştur. 11.Yüzyılda Hristiyanlığı benimseyen Ruslar,edebiyatlarının temellerini Yunanca ve Slav dillerinden yapılan dini mahiyetteki tercüme eserlerle atmışlardır. Ruslar tarafından yazılan ilk eserler de yine aynı döneme ait olan dini eserlerdir.
Geçmiş Yılların Öyküsü adlı eser Tatarlarla mücadelelerini, Zadonşeine adlı eser ise Moğollarla savaşlarını anlatır. Bunlara İstanbul'un Türkler tarafından alınmasından duydukları acıyı anlatan bir eser daha ilave edilebilir.15.Yüzyılın sonlarında Rusya istiladan kurtulur. Bunun etkisiyle yeni bir edebi hareket filizlenmeye başlar. Ama yine dini ve tek taraflı siyasi çalışmalar ön plandadır. Bu çizginin dışına sadece bir seyahatname olan Üç Denizde Yolculuk adlı eser çıkabilmiştir. Bu arada ilk matbaa da kurulur.(1)
17. Yüzyılda bu defa İsveç ve Polonya ordularının işgaline maruz kalan Rusya,bu sayede halk edebiyatı örneklerine yönelmiş,din dışı eserler kaleme alınmaya başlanmıştır. Bunların içinde en çok bilineni Avvakum adlı bir papazın yazdığı Hayatım adlı eserdir(2).Yine bu arada göçmen bir Hırvat olan Krizaniç'in Slavları birleştirmek amacıyla kaleme aldığı bir çalışması var. Bunlara Kolişihin'in Moskova'da saltanat sarayını anlatan politik çalışması eklenebilir.


ÇAR 1. PETRO VE BATIYA YÖNELİŞ



18.Yüzyıl, Rusya'nın gerek sosyal ve siyasi gerekse edebi anlamda büyük bir değişim yaşadığı,yerel çekişmelerin ve feodalitenin daha merkezi bir şekil kazandığı dönem olmuştur. Bu dönem aynı zamanda günümüze kadar uzanan ve hemen her sahada görülen hızlı değişimin de başlangıcını teşkil eder. Politika ile sanatın içiçe , bazen birinin diğerini ağırlıklı olarak etkilediği hareketlilik günümüze kadar adeta gelenek halinde devam etmiştir.
Hristiyanlıkla 11. Yüzyılda tanışmış olmalarına rağmen batı ile bir türlü sağlam temelli beraberlik tesis edemeyen Ruslar ,Çar 1. Petro ile hedeflerine ulaşmışlardır. Dinde reform hareketleri,Yunan ve diğer batı klasiklerinin tercümeleriyle sosyal ve ekonomik anlamda batıya yönelme başlamış oldu. Bu arada sanat yeniden halktan kopup soyluların tekeline girdi. Bu monarşinin,sarayın güçlenmesinin beklenen sonucuydu. Edebi türler çeşitlendi,batı kaynaklı yeni edebi sahalar açıldı. Özellikle Fransız Klasizmi Rus edebiyatını etkisi altına aldı.Klasizm hiç bir şekilde Rus edebiyatına ve kültürüne uyarlanmadan,olduğu gibi ,ölçülü duygu aktarımı akıl ve mantık anlayışı orijinal haliyle taşındı. Anlatımda açık olmak ,
Mantık ve sadelikten ayrılmamak esastı(3).
Dini mahiyetteki eserlerin yerini dünyevi bir bakışın alması büyük
Bir kültür değişimini de beraberinde getirdi. Şovalyelerin kahramanlık ,
Macera ve aşk hikayeleri, gerek taklit gerekse tercüme yoluyla edebi
Dünyada yerini aldı.
Montesquie'den ve antik Yunan edebiyatından çeviriler yapan Antioh Kantemir, Rus edebiyatının ilk önemli şahsiyetlerinden Mihail
Lomonosov, şair Tredyakovski, A. Sumarakov, M. Heraskov, G .Derjavin
O devrin,klasizmin temsilcileriydi.
18. Yüzyılın sonlarına doğru, yine Fransız Klasizminin tesiriyle
aydınlanmacı bir nesil ortaya çıktı. Özellikle Rousseau ve Voltaire etkiliydi. Denis Fonvizin(Tiyatro),İvan Krilov(Fabl),A.Griboyedov,F.Emin,N.Kremzin, A.Radişçev, diğer önemli
edebi şahsiyetlerdi.Goethe,Scott,Diderot gibi sanatçıların tesirlerine sıkça raslanıyordu(4).
Bu dönem özellikle Puşkin'le başlayan Gerçekçiliğin hazırlık dönemi mahiyetindeydi. Bu gerçekçilik anlayışı günümüzde ömrünü tamamlayan Sosyalist Gerçekçiliğin ilk başlangıcı niteliğindeydi.



ALEKSANDR PUŞKİN : GERÇEĞE YÖNELİŞ




DEVRİM VE DEVRİM SONRASI EDEBİYAT

 



Eleştirel gerçekçileri romantikler ve gerçekçilerden ayıran en önemli
Özellik, gözleme abartılı bir önem vermeleridir. En önemli konu kişinin iç dünyasıdır.Gogol,Çehov,Tolstoy bu konuda çok başarılı örnekler vermiştir.
20. Yüzyıl başlarında artık tam anlamıyla sosyal bir kargaşanın içinde olan Rusya,edebiyat sahasındaki yükselişini,toplumsal bir çöküşle iç içe yaşamaktadır. Çar baskısına karşı ayaklanmalar ,gruplaşmalar,soylular
arasında bölünmelere rastlanmaktadır.
Edebiyat çevrelerinde ise sosyal hayatı felç eden çalkantı başka bir
başka şekilde sürüyordu. İlk belirtileri görülmeye başlayan devrime karşı
çıkanlar ve benimseyenler olarak bölündüler. ortak yol arayanlar da vardı
Devrim öncesi eserlerinden itibaren toplumsal değişimin savunucu-
ları arasında yer alan Maksim Gorki, devrimin hazırlayıcılarındandır. N. S. Leskov'dan etkilenmiş,eserleriyle onu aşmayı başarmıştır. Foma Gordeyev,
Üç Kişi adlı çalışmaları devrimin habercisi durumundadır.Benim Üniver-
Sitelerim, Ekmeğimi Kazanırken ise devrimin ilk yıllarında yazılmıştır.
Gorki kişinin kendi durumu ile toplumsal durumu arasında ilişkiler kurar.
Çatışma eserlerinin kaynağıdır. Ana adlı çalışmasıyla Gorki'nin eleştirel
gerçekçiliği aşıp toplumsal gerçekçiliğe ulaştığını görürüz . Dostoyeski'nin
Tolstoy'un sivrilen özellikleri yanında "dünyayı kurtarmaya çalışan kahra-
man tipi de Gorki'nin eserlerinde yerini alır(9).
Klim Samgin'in Hayatı, yazarın bozulmuş 20.Yüzyıl insanını anlat-
tığı bir başka dev eseridir. Herkes ile iyi olarak, "iyi"yi oynayan, ama
kendisinden başka kimseyi düşünmeyen ve sevmeyen bir burjuvanın haya-
tı anlatılır. Çağımız çıkarcı insan tipinin en iyi ifade edildiği eserlerin ilkle-
rindendir.
Devrim öncesi ve sonrası bütün çalkantıların,dünyada kapitalizm ve
sömürgecilik adına yapılanların,iniş ve çıkışların şahidi Gorki ,kendi döne-
minde olduğu gibi,edebiyatın günümüze uzanan seyrinde de etkisini sürdür-
mektedir.O,bir çok yazarın çıkış noktası,ilham kaynağı, devrimin tabii tem-
silcisi olmuştur.Bugün ömrünü tamamlayan devrim sürecinde pek çok eser-de onun kalıcı izlerini görmek mümkündür.
Tolstoy,Gorki,Çehov ve Dostoyevski Rus edebiyatının aşılamayan dört önemli şahsiyetidir(10). Çehov'un ayrıntıları diğer yazarlara göre daha
farklı işlemesiyle ayrıca önemli olduğunu da belirtmek gerekir(11).
Devrim öncesinde sanatıyla dikkat çeken ama olgunluk dönemini devrim sonrasında yaşayan önemli bir yazar da Aleksey Tolstoy'dur(12).
Aynı zamanda Gorki ile başlayan "Sovyet Edebiyatı"nın da en önemli temsilcilerindendir. Nikita'nın Çocukluğu önemli eserlerindendir .Eserin kahramanı bir toprak ağasının oğludur ama geniş Rusya coğrafyasının efsa-ne ve masallarının da anlatıldığını görürüz. Halk, sathi bir bakışla değil derinlemesine anlatılır. Bunun diğer başarılı örneklerini daha sonraları Aytmatov ve Şolohov'da da görürüz.
Tolstoy'un devrim öncesi eserlerinde Fransız etkisi açıkça görülür.
Sonraları Sovyet ideolojisinin yer yer yapay görünen değerlerinin benim-
sendiği söylenebilir. Yazar devrim öncesi uslubunu halkın duygularını an-
latmakta kullandığı için hep "çok satanlar" listesinde yer almıştır.
Pek çok kişi devrim öncesi ve sonrasını birbirinden ayırmaya çalışırken, o eserleriyle bunun anlamsızlığını göstermiştir. O hiçbir şeyin
Birden bire ortaya çıkamayacağını savunmuştur.
Artık,Lenin'in felsefesi,parti ruhu işbaşındadır. "..Sanat hakkında ne
düşündüğümüz fazla önemli değil.Milyonlarla ölçülen bir nüfus içinde,sa-
natın yüzlerce hatta binlerce kişiye ne verdiği de fazla önemli değil.Sanat
halka aittir.Kökleri emekçi kitlelerin en derinlerine kadar gitmelidir.Onların
duygularını ve düşüncelerini , istemlerini yansıtmalı, onları heyecanlandır-malı..... "(13).Lenin,Gorki ve parti ruhu artık genel prensipleri çizilmiş olan
yönlendirilmeye hazır sanat anlayışını ortaya koymuş durumdadır. Bu çizginin gerisinde kalanlar ve aşırıya kaçanlar ayıklanmaya,yapay da olsa bir denge kurulmaya başlanmıştır.
Gorki, Lenin ve parti ruhu gibi muğlak iki kavramın etkilerini ede-
biyata oldukça başarılı bir şekilde aktarmayı başarmıştır.O sosyalist gerçek-
çiliğin kurucusudur. Sivrilikleri törpüleyebilmesi, ihmal edilen konuları ön
plana çıkarabilmesi,kısa sürede yeni bir temelin inşa edilmesini sağlamıştır.
Vladimir Mayakovski daha onbeş yaşındayken bildiri dağıtmaktan
tutuklanan ve yaşadıklarını şiirlerine aktaran bir devrim sanatçısıdır.Acı ve
kederi gereğinden fazla işlemiştir. Gorki'nin yoldaşlarındandır ama Gorki,
daha dengeli uslubuyla ondan ayrılır(14).
Sergey Yesenin,Rus toprağını,vatan duygusunu tabiata uyarlamış, hiç de ideolojik görünmeyen eserlerinde ,ince bir ideolojik anlayış geliştir-
miştir. Sosyalist gerçekçilik telaşından bunalan sanat dünyasına yeni bir
yaklaşım getirmiştir.
İnsan sevgisi Yesenin için her şeyden önemliydi .İnsansız hiç birşeyin anlamının olamayacağının farkındaydı. Otuz yaşında ölen en önemli iki eserini yirmi yaş öncesinde veren bu sanatçının duygu yoğunlu-
ğu,yaşıyla ilişkilendirilebilir .Ama unutulmaması gereken şey onun estetik
kaygılarının gittikçe katılaşan sosyalist gerçekçiliğe neler kattığı da kabul
edilmektedir(15).
Nesir tarzının gelişmesi devrim sonrasında oldukça sancılı olmuştur.
Tam olarak oturduğunu da söylemek zordur. Temelin tabii olmaması enge-
li yetenekli yazarlar sayesinde aşılabilmiştir.
Aleksandr Fadaev "komunist" kavramının edebiyatta bir "tip"olmak-
tan çıkıp "karakter" hüviyeti kazanmasını sağlayan yazardır. "Yeni insan",
sığlıktan kurtarılıp istenilen yere oturtulmuştur. Fadaev bu katkısıyla hem
devri hem de sonraki kuşaklar üzerinde iz bırakmıştır
Artık kahramanların yavaş yavaş yapaylıktan kurtulup ayaklarının
yere basmasından söz edilebilmektedir. Dipdiri,yaşayan,hata yapan,hatasını
düzeltmeyi bilen, günlük hayatlarıyla varolan kişiler ortaya çıkar.Hepsi
Lenin'e verdikleri sözü tutarlar. Çünkü sanat yalnız başına bir hiçtir ve halka hizmet ettiği sürece bir değeri vardır.
Politikayla içiçe olan Fadaev'in ölümünden sonra teorik yazıları derlenip yayınlanarak etkisi sağlamlaştırılmıştır. Hayatındaki hareketlilik eserlerine yansıdığı için "örnek kişi" olarak sunulmuştur.
Boris Pasternak,ünü günümüze uzanan ,Doktor Jivago adlı eseri ile öncelikle batıda tanınan bir yazardır.Şiirleriyle tanınması gerekirken,Doktor Jivago macerası yüzünden,batıya kaçan,Nobel Edebiyat Ödülü'nü reddeden
biri olarak akılda kalmıştır.
Gerek şiirlerine hakim olan devrim öncesi duygular,gerekse nesirle-
rinde kendine has bir tarafsızlık duygusu taşıması,onun devrimi tam anla-
yamadığı veya kabul etmek istemediği şeklinde yorumlanmıştır(16).
Bir başka mühim yazar Konstantin Fedin ise Şehirler ve Yıllar adlı
eseriyle hem Sovyet dünyasında hem de batıda büyük ün kazanmıştır. Alı-
şılmışın dışında bir uslupla yazılan eserlerinde olayla bir noktadan başlayıp
kaynağa doğru gider. Devrimciliği gerçekçidir Romantizmin ve bazı fel-
sefi doktrinlerin etkilerine de rastlanır(17).
Nikolay Ostrovski,otobiyografik bir eser olan Ve Çeliğe Su Verildi"
ile 1930'lu yılların önde gelen yazarları arasında yeralmaktadır. Herşeyin
sözde plan ve programla yürütüldüğü , edebiyatın hedeflerinin bile sınır-
landırıldığı bir dönemde Ostrovski sıra dışı olmayı başarmıştır.Çünkü o yıl-
larda yoğun bir yazar enflasyonu yaşanmaktadır.
Ve Çeliğe Su Verildi,(18) adının ihtişamı ve kahramanı Pavel Kort-
çagin ile büyük iz bırakmıştır. Pek çok önemli eseri geride bırakmıştır.
Çünkü Ostrovski halkı ile bütünleşme konusunda diğer yazarlara göre daha
başarılı olmuştur.
Bu dönemde Arkadi Gaydar, Vsevlod Vişnevski gibi sanatçılar da
yetişmişti. Hepsi yeni insanın peşindeydi ve herkesin mevcut dişlide yerini alması gerektiğini savunuyorlardı
İkinci Dünya Savaşı ve faşizm dalgası Rusya'yı abluka altına aldığında,Rusya değil ama edebiyat dünyası mücadeleye hazırdı.Topyekün antifaşist edebiyat üzerinde yoğunlaşıldı.Bu yazarların arasında hem kalemi
Hem de silahı ile çarpışanlar vardı. N. Tikhinov, M. Svetlov, K. Simenov,
M.Şolohov gibi.
Sovyet edebiyatında bu dönemin yazarları,dağılmaya kadar uzanan mutlaka
Savaştan söz etme alışkanlığının temellerini atmışlardır .Hemen herkes hangi konuda hangi zaman diliminde yazıyorsa yazsın savaşa temas et-
meden geçmemiştir .Cengiz Aytmatov da savaş yıllarında henüz çok genç olmasına rağmen köyünün kolhozunda aldığı görevle,hemen bütün çalışma-
larında savaşa ve savaş acılarına tema etmesiyle zincirin bir halkası ol-muştur.
Şiir Sovyet edebiyatındaki kadar hiç bir ülkenin modern edebiyatında çok yer tutmamıştır.A.Tvardovski,N.Zabolotski,Y.Yevtuşenko,Sovyetlerde
ve dünyada ses getirmiş şairlerdir. Bu isimlere düz yazı ve tiyatro eserleri veren N. Popodin, A .Neverov, Gogol ve Çehov takipçisi K. Trenev, A.
Korneyçuk,A.Afinogenev eklenebilir.
Leonid Leonov ülke içinde tanınıp sevilirken,İlya Ehrenburg hem
içeride hem dışarıda büyük ün kazanmıştır. Leonov Hırsız,BirTaşra Hi-
kayesi ,Soti Nehri,Rus Ormanı roman ve hikayelerinde Rusya'yı anlatmış,
Ehrenburg ise sanatın evrensel boyutunu Nikola Kurov'un Hayatı ve Ölümü
Moskova Sokağı'nda, Jeanne Ney'in Aşkı, Paris Düşerken ve iki ciltlik Anılar adlı eserlerinde yakalamıştır(19).
Mihail Şolohov,Devrim sonrasının,Aytmatov kuşağını hazırlayan ö-
nemli simalardandır. Sürülmüş Topraklar,Durgun Akardı Don,Don Hikaye-
leri ve Mavi Step adlı eserleri Devrim edebiyatının başucu eserleridir.Dün-
ya genelinde de tartışılan bir yazar olmuştur(20).
İnsan sevgisi ve insanların devrime bağlılığı onun ısrarla işlediği iki
ana temadır. Kahramanları dipdiridir ve bütün hayatlarıyla eserde yerlerini alırlar.Bu canlılığı yazarın onlarla birlikte geçirdiği hayata bağlamak gere-
kir. Ünlü eseri Durgun Akardı Don'da köylülerden zenginlere,şehir ve köy
hayatına,ev düzeninden toprak sahiplerinin gündelik hayatına kadar herşeyi
görmek mümkündür .Eserde kahramanlar adeta birbiri ardına dizilmiş yer-
lerini almayı bekliyor gibi dururlar.
Anlatımı lirik ve son derece akıcıdır. Bu yazarın kendi insanını,kah-
ramanlarını sevmesiyle de yakından ilgilidir.Yazarın kurgusunu birkaç defa
değiştirdiği bu roman sonraları Sergey Gerassimov tarafından sinemaya uyarlanmıştır.
Sürülmüş Topraklar'da , kolhoz hayatı, toprağın kamulaştırılması,
kollektivizasyon anlatılır. Sovyetler Birliği'nde bir dönüm noktası olan bu
sürecin başlangıç yılları idealist bir bakışla anlatılır.Karşı çıkanlar,savunan-
lar,arada kalanlar bu idealizme rağmen karakterlerle ifade edilmiştir. Gerek
Durgun Akardı Don,gerekse Sürülmüş Topraklar'da kadınlar genelde olay
sebebi olarak gösterilirler.İyilik,kötülük,aşk,skandal hep onlardan kaynakla-
nır veya onlara bağlanır.Ama tek düze tiplerden çok roman kahramanlarının
özelliklerini taşırlar. Bir bakıma Cengiz Aytmatov'un , Şolohov'dan kesin
çizgilerle bu konuda ayrıldığını söylemek mümkündür.
Devrim edebiyatı da zamanla kendi içerisinde değişikliklere uğradı.
Özellikleri, prensipleri yeni boyutlar kazandı. Bunlardan ilki bir önceki dönemde yasaklanan veya engellenen bir konu, kurum veya kavramın bir sonraki dönemde en ağır eleştirilere maruz kalmasıdır. Devrimin ilk yılla-
rında Çar dönemi, Stalin sonrasında Stalin'in vahşeti ,Brejnev yönetiminin
ardından da onun yanlışlarının ortaya çıkarılması gibi. Ve 80'li yıllardan
sonra da her şeyin masaya yatırılması,akabinde gelen çöküş.
İkinci gelişme ise hiç bir şey olmamış,geçmiş hiç yaşanmamış gibi davranmayı deneyen gazeteci kökenli sanatçıların tavır birliği vardır.Sadece
bugünü anlatmaya çalışıyorlardı. Geçmişi kendilerince yok saymanın pe-
şindelerdi. Bu arada bilinen hiç birşeyi kriter almayan , romantizmin etkisi-
ni canlandırmaya çalışanlarda çıktı. Onların eserlerinde ne kimseye öğüt veriliyor ne de bir ders çıkartılıyordu(21).
Aslında bu yeni cereyanlarla birlikte ağırlığı olan insanları derinden etkileyen önemli eserlerin sonu gelmişti. Önceleri "tek tabanca" sanatçılar
Yenilerin arayış dolu, geçmişi ka'le almayan tavır ve eserleri karşısında zorlanmaya,yenileri küçümseme yarışına girmişlerdi.
Sovyetler Birliği'nin geniş coğrafyasına yayılan çok sayıda millet ve
topluluk da başlangıçta Rus edebiyatının ürünleri ile avunur ve avutulurken
daha az güdümlü,yerel unsurları kavrayan edebiyat ürünleri belirmeye baş-
lamıştı. Coğrafyanın her yerinde yeşermeye başlayan bu edebi hareketlerin
çoğu Moskova'da eğitim gören gençlerin kendi topraklarına dönüşüyle baş-
lamıştır. Bu heyecanlı sanatçıların arasında merkeze bağlılığı meziyet sa-
yanlar olduğu gibi kendi yolunu çizmeye çalışanlar da vardı. Orta yolu
tercih edenlerin sayısı da az değildi(22).
Bu arada milli birlikler (Her milletin kendi yazarlar birliği gibi),böl-gesel birlikler (Orta Asya cumhuriyetleri edebiyat ve sanat birlikleri) kurul-
muş,merkezi idareyi temsil eden Sovyet Yazarlar Birliği de ihmal edilme-mişti(23).Bu ve benzeri birlikler cumhuriyetlerin kendilerini tanıtmalarına yardımcı oluyor,hem de bağımlı bir bağımsızlık hissi kazandırıyordu.
Orta Asya cumhuriyetleri,devrim sonrası süreçte edebi alanda büyük
aşama kaydetmelerine rağmen Rus edebiyatının dünyada da kabul gören
estetiğinden gereği gibi faydalanabildikleri söylenemez(24).Tabii ki büyük
eserler vardır ama ideolojik kaygılar aşılıp edebiyat geleneği oluşturulama-mıştır. (25).Yerel kültür, böyle bir gelenekle birleştirilebilseydi bugün çok
büyük mekteplerden söz ediyor olacaktık. Merkezi otoritenin etkisi sınırlı olduğu için Sovyetler ile birlikte yok olup gitmeyen bir edebi dünya gelece-ğe uzanma fırsatı bulacaktı. Dağılma sonrası eski Sovyet coğrafyasından
bir tek sanat ürünü bölgesel anlamda da olsa varlık gösterememiştir(26).
Bu çizgiyi zaman içinde oluşan karizmasını da kullanarak bir tek
Cengiz Aytmatov'un aşabildiğini söyleyebiliriz. Yine de dünyayı saran bir
başarıdan söz edemeyiz.Sistemin sonu her şeyin de sonu olmuştur.Buradan çıkarabileceğimiz sonuç daha önce evrenselin yakalandığına dair iğreti id-
dianın da hava kaldığıdır.

 


Eski ile yeniyi birbirinden ayıran zincirin tam ortasında yeralan
Puşkin,batıya gerçek anlamda açılışın gerçek temsilcisiydi. Ama bir taklitçi olarak değil,gerçek bir uslup sahibi kimliğiyle.
Her asil Rus ailesinde olduğu gibi Puşkin de Fransız kültürüyle yetiştirildi.Yunan,Latin klasiklerini,Voltaire ve Rouseau'yu tanıdı. Rus dili ve edebiyatına da hakimdi. Romantizm ve klasizmin tesirindeki eserleri za-
manla gerçekçilik anlayışına yöneldi. Özgürlük Kasidesi, Ruslan ve Ludmilla gerçekçi çizgisinden önceki döneme ait eserlerdir.
Puşkin,soyluların çelişkilerini,halktan nasıl uzaklaştıklarını tesbit etmiş,en yakınlarını bile bu konuda eleştirmiştir.Kendisi yer yer abartılı olmakla beraber halka yaklaşmaya çalışmış ve halkın psikolojisini ve sosyal
hayatının gelişmesi için çaba harcamıştır "Puşkin Gerçekçiliği" diyebilece-
ğimiz bir tarz ortaya çıkmıştır.(5)
Açık ve herkese ulaşmayı deneyen bir dil kullandığı için gelenekseli
Evrensele taşımayı başarmıştır .Uslubuyla muhteva ve şekli çok iyi birleşti-
ren yazar Batı edebiyatı ile Rus edebiyatı arasındaki uçurumu büyük oranda kapatmayı başarmıştır.
Yevgeni Onegin gerçekçilik akımının öncüsüdür.19.Yüzyıl ortalarına doğru Puşkin'in izinden giden kuşak ,romanı edebiyatın en önemli sahası haline getirmiştir. Slavcılar,batıcılar, fanatikler kendi anlayışlarına uygun olarak realizme sarılmışlardır. Yer yer kendi koydukları kuralların altında ezilmelerine rağmen ,çoğunluk vasatın üstünde eser vermeyi başarmıştır.
N.Gogol, başlangıçta folklor ve romantizme önem verdi . Çelişki-
lerle dolu şehir hayatını işledi. Bürokrasi ve dev çarklarda ezilip giden insanları kahraman olarak seçti. Bir Delinin Notları , Palto bu eserleri arasındadır. Müfettiş'te mükemmele ulaşan yazar çarkın çürümüş ,laçka ol-
muş dönüşünü ele almıştır (6). Müfettiş Rus edebiyatında eleştirel gerçek- çiliğin en önemli eseri durumundadır.Eserde hiç iyi kahraman olmaması da
eleştiri boyutunu göstermesi açısından anlamlıdır.
"Gerçekçi eleştiri"nin en önemli temsilcilerinden olan V. Belinski,
bu tarzı özellikle Lermantov, Gogol ve Puşkin'in eserlerine uygulamıştır. Hegel'in etkisinde olan Belinski, Slavcılar ile batıcılar arasındaki ayyuka çıkan kavga da sosyal demokrat batıcılar arasında yer almıştır.
Gogol,Belinski,Dostoyevski,Turgenyev bu döneme mühürlerini vur-
muş sanatçılardır. Her biri birer mektep olan bu yazarlar günümüze uzanan kuşağın öncüleridir. Bir kısmı batıcılıktan bir kısmı da sanat için sanat anla-
yışından kopup gerçekçiliğe yöneldiler.Adı geçen bu iki grup da savunucu- larını kaybedince zaman içinde etkisini iyice kaybetti.
Dostoyevski, gençlik yıllarında M. Petruşevski'nin hayali sosyalist
mektebinin müdavimiydi. Arkadaşlarıyla beraber tutuklanıp ölüm cezasına
çarptırılması,son anda cezasının Sibirya'da on yıl sürgüne çevrilmesi ve ar-
dından Petersburg'a dönüş onu olgunlaştırmış, bir bakıma dev eserlerinin hazırlayıcısı olmuştur(7).
Dostoyevski, ilk dahil olduğu bu grup ve daha sonraları katıldığı edebi çevrelerden bir süre sonra tamamiyle kopup kendi çizgisine ulaştı.İn-san ruhunun kalıba sokulamayacağını ve herşeyin üstünde olduğunu savun-du. Yalnızlaştıkça daha da güçlenen Dostoyevski, ilk eserleri arasında yer alan Ezilenler,Ölü Evinden Notlar'ın ardından Yeraltından Notlar ile devam ettirdiği yükselişini Ecinniler,Suç ve Ceza,Karamozov Kardeşler ile zirveye
ulaştırır.
Yaşadığı dönemin zıtlık ve şaşkınlıklarını başarılı bir gözlem ile yakalayan Dostoyevski ,kahramanlarını her şeyiyle ,daha çok da ruh halleri ve gerginlikleriyle veriyordu.Rus edebiyatının olduğu kadar dünya edebiya-
tının da en büyüklerinden olan yazarın etkisi günümüzde de sürmektedir.
Dostoyevski'nin yanı başında bir başka dev sanatçı olan Lev Tolstoy
Savaş ve Barış'ı ile hala aşılamamış bir yazardır.Lirik ve epik tarzı,ruhi ta-
nımlamaları , olayların felsefi ve sosyal boyutunu aynı eserde yansıtmayı
başarmıştır. Yazar Anna Karanina'da ise toplumsal zıtlıkları din ve hukuk
kavramlarının gevşekliğini, yüksek sosyetenin halktan kopukluğunu verir.
Diriliş'te kilisenin katı kuralcılığını, soylularını iki yüzlülüğünü ve
halktan kopukluğunu,İvan İlyiç'in Ölümü'nde sevgi,aşk,evlilik,içtimai hayat
üzerine düşüncelerini anlatır.
Kendisi de soylu bir aileden gelmesine rağmen kendi sosyal çevresi
Dahil bir çok sosyal kurum ve kavrama keskin eleştiriler yöneltmiş,toplumu
Düşünmeye ve eleştirmeye teşvik etmiştir. Kilise onu susturmaya çalışmış
Hapse girmesi veya akıl hastanesine yatırılması gündeme gelmiştir.Tanın-
mış olması sayesinde bunlardan kurtulabilmiştir.
Rus edebiyatında gerçeğin yanında tam anlamıyla insanın anlatımı
19.Yüzyılda başlamıştır.Bu Avrupa'da feodalizmin yıkılışı,şehir hayatının,
sanayileşmenin başlamasıyle ilgilidir.Milli kurtuluş savaşları bütün dünyayı
sarmış ,insan sanayileşmeyle birlikte toplumda yalnız kaldığını farketmiştir.
Sınıf farkları ,çelişkiler belirginleşmiştir.Romantiklerin bu sosyal gelişmeye
yaklaşımı duygusal olmuş,derine inememişlerdir. Gerçekçilik ve bilhassa
eleştirel gerçekçilik akımları insanı "kişi"olarak ele almayı hedeflemişlerdir
Bu akımların müdavimlerine göre kişinin yüklendiği "kişilik"ise tamamiyle
Sosyal çevrenin kazandırdığı bir kavramdır(8).
  • E-Bülten

  • Sözlük

  • Müzik Yayını

    980395 Ziyaretçi