NESLİHAN SAVAŞ-C.A İLE KONUŞMA-GÖKÇEADA

 

 

CENGİZ AYTMATOV İLE KONUŞMA/GÖKÇEADA

radikal.com.tr- 04.09.2002

NESLİHAN SAVAŞ

Kırgız yazar Cengiz Aytmatov, 'onur konuğu' olarak geçen hafta Gökçeada Film Festivali'ne katıldı. Aytmatov, Gökçeada'yla ilgili "Sanki buraya daha önce gelmiş gibi oldum. Belki buranın kitabını yazarım" diyor.

Cengiz Aytmatov, Sovyet döneminin dünya çapındaki yazarlarından biri. Aytmatov, şu sıralar felsefe okuyarak 'yazarlık altyapısını zenginleştirmekle' uğraşıyor





GÖKÇEADA - Cengiz Aytmatov, Türkiye' nin ve dünyanın iyi tanıdığı bir yazar. Birçok kez ülkemize gelen Aytmatov, bu kez bir film festivali için Türkiye'deydi. 5'inci Gökçeada Film Festivali'nde, kendi romanından uyarlanan Kırgız yapımı 'Kızıl Elma' adlı filmin gösterimine katıldı ve izleyicilerle söyleşti.
'Toprak Ana', 'Beyaz Gemi' ve Aragon'un 'dünyanın en güzel aşk romanı' dediği 'Cemile' gibi birçok esere imza atan yazarın yapıtları 150 dile çevrildi, sinema ve tiyatroya uyarlandı. Yazarlığın yanı sıra yıllardır devlet adamlığı ve diplomatlık görevlerini de sürdüren Aytmatov, halen ülkesi Kırgızistan'ın NATO ve UNESCO daimi temsilcisi.
Cengiz Aytmatov'u Rusçadan dilimize çeviren Mehmet Özgül'ün yardımıyla yaptığımız söyleşide, zirveye çıkmasına rağmen kendini geliştirmeye hiç ara vermeyen bir yazarla tanıştık. 'Şu sıralar ne üzerinde çalışıyorsunuz' diye sorduğumuzda, "Felsefe okuyor, yazarlığımı geliştiriyorum" yanıtını aldık.
Devlet işleriyle yazarlık nasıl birlikte yürüyor? Zorlanıyor musunuz?
Yazarlık insanın içinde olan bir şey. Yazar düşüncelerini, duygularını, görüşlerini ifade etmek için kendi becerilerini kullanır ve bunu her zaman yapabilir. Diplomatlık ise bir görevdir. O görevi de istediğiniz sürece devam ettirirsiniz. İkisinin yeri ayrı. Ama ikisinin birlikte yürümesi biraz zor.
Sadece yazar olsaydım daha özgür olurdum. Ama toplumsal bir sorumluluk taşımak istedim. Diplomatik görevim dolayısıyla toplantılara katılıyorum, resmi görevlerim oluyor, bunları yapmak zorundayım. Diplomasi, bir ülkeyi temsil etmek, bana hayatın başka yönlerini de algılama olanağı veriyor, ama yazarlık çalışmalarıma ayıracağım zamanı da azaltıyor.
Kırgızca ve Rusça yazan bir yazarsınız. İki dille yazmanın etkileri nedir?
Rus olmayan topluluklar açısından iki dilli olmak bana avantaj sağlıyor. Bizim dilimiz büyük uygar ülkelerce bilinmiyor. Ama Rusça son derece gelişmiş bir dil, onunla yazıyor olmam bana daha geniş açılımlar yapma olanağı veriyor. Daha çok kişiye kolayca ulaşabiliyorum. Rus dili Rusların dışındaki yerli halkların dışarıya açılmasına yardımcı oluyor.
Eserlerinizde efsaneler ve sosyalist gerçekçilik iç içe...
Toplumcu gerçekçilik, Sovyetler Birliği dönemindeki parti rejiminin temel öğesiydi. Sadece böyle yazdığınızda herkesin birbirine benzer, aynı tarzda yazdığı eserler çıkardı.
Ama ben kendi ülkemin inançlarını, geleneklerini, efsanelerini kullanarak zengin bir materyal oluşturdum. Farklılık yaratmaya çalıştım. Sosyalist gerçekçiliği bu söylencelerle karıştırarak günümüzün yaşayan edebiyatını oluşturacak şekilde birleştirdim.
Kitaplarınızdan yapılan tiyatro ya da sinema uyarlamaları hakkında ne düşünüyorsunuz. İçinize siniyor mu?
Edebiyat sanatının başka sanatlara uyarlanması istenen bir şey. Bir yazar olarak ben de roman ve öykülerimin sinemaya, tiyatroya uyarlanmasını istiyorum. Değişik kitlelere ulaşmak açısından bu gerekli. Ama sonuç her zaman olumlu olmayabiliyor. Yazdığımdan iyi olup onun önüne de geçebiliyor.
Yeni nesil Cengiz Aytmatov'un roman ve öykülerini ne kadar tanıyor?
Bugün yapıtlarım Almancaya çok çevrildiği için bu dilin konuşulduğu yerlerde çok okunuyor. Ancak Sovyet dönemindeki okurların sayısı çok daha fazlaydı. Yeni kuşak fazla okumuyor. Bu, birçok yazar için geçerli.
Şu an üzerinde çalıştığınız bir kitap, uyarlanması düşünülen bir yapıt var mı?
Bu aralar felsefe okuyorum. Yazar altyapımı zenginleştirme ve yeni bir çalışmaya başlama aşamasındayım, şu anda bunun için çalışıyorum. Okuma evresindeyim, henüz yazmaya başlamadım. Uyarlamalara gelince... 'Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek' yapıtım Almanya'da operaya uyarlanmak isteniyor, benim için sevindirici bir şey. 'Beyaz Gemi' de tiyatroya uyarlanmak üzere.
Şu an Türkiye'nin en batı ucu Gökçeada'dasınız. Bu, size neler hissettirdi?
Gökçeada benim için ilginç. Film festivali için geldik. Doğanın ve toplumun içindeyiz, birçok insanla tanıştık. Bir sinema salonu açtık, toplantılara katılıyoruz, filmler izliyoruz. Sanki buraya daha önce gelmiş gibi oldum. Belki buranın kitabını yazarım.

  • E-Bülten

  • Sözlük

  • Müzik Yayını

    980702 Ziyaretçi