MUHTAR AVEZOV-PROF. DR. MUSTAFA ÖNER

 

http://www.yesevi.edu.tr/yayinlar/view_file.php?file_id=26 dosyasının html sürümüdür.
G o o g l e taradığı belgelerin otomatik olarak html sürümlerini oluşturur.
Page 1
bilig
Bahar / 2006
sayı 37: 175-188
© Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı
XX. Yüzyıl Türkistan Edebiyatının Anıtı:
Muhtar Evezov (1897-1961)
*
Prof. Dr Mustafa ÖNER
**
Özet: Muhtar Evezov, Kazak Türklerinin çağdaş edebiyatının kurucu-
su ve en önde gelen ismidir. Muhtar Evezov, Sovyet döneminde orta-
dan kaldırılan veya karalanan Alihan Bökeyhan, Ahmet Baytursın,
Mirjakıp Dulat, Magjan Jumabay, Mustafa Çokay gibi aydınların yanı
sıra, ömrü boyunca Türkistan’daki Türk edebiyatının SSCB dönemin-
de varlığını sürdürmesi, yeni kuşaklara ulaşacak biçimde yayımlanma-
sı ve üniversitelerde araştırma konusu hâline gelmesi yolunda çok
emek veren bir yazar ve bilim adamıdır. Makalede yazarın hayat hikâ-
yesinde Sovyet dönemi boyunca karanlık kalan noktalar, 1990’lı yılar-
da yayımlanan yeni kaynaklara dayanarak ele alınmış ve eserleriyle
bağlantıları değerlendirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Muhtar Evezov (Avezov), Türkistan, Kazak, Ka-
zak edebiyatı, Orta Asya, Stalin, Repressiya, Sovyetler Birliği
Türkistan’da Türk edebiyatı ve Türk dili, XX. yüzyılda, Sovyet çağında de-
vam edebilmişse, bunun Muhtar Evezov gibi kalem erleri vardır. Pek çoğu dil
bayrağını düşürmemek uğruna hayatlarını feda etmişken, Muhtar Evezov
gibileri de hayatta kalmanın belki daha zor olduğu bir dönemi zorluklarıyla,
acılarıyla yaşamışlardır.
Orta Asya’da önce askerî bir işgal olarak başlayan ve Sovyet devriminden
sonra da “enternasyonal” başlığı altında süren Ruslaştırmanın önüne dikilen
bayrak, edebiyat, dil, okuma, kendini ve dünyayı öğrenme, kısacası “millî
aydınlanma” hâlinde var olmuştur. İşte bu yolla, Omarhan oğlu Muhtar’ın,
Kunanbay oğlu Abay’dan alıp XX. yüzyıla ulaştırdığı bayrağın altında, Tür-
kistan Türk edebiyatı yaşayabilmiş ve Cengiz Aytmatov gibi dünya çapında
sevilen yazarlarımız Türk dünyasına hizmet edebilmiştir. Aytmatov’un kendi-
sine “usta” bellediği Muhtar Evezov’un Türkistan’daki etkisini, Puşkin’in Rus
edebiyatındaki etkisiyle karşılaştırması derin bir anlam taşır (bk. Aytmatov
1998: 382-390; Berdibay 1988: 47).
28 Eylül 1897’de, Semey’de, yani Kazaklığın merkezlerinden birinde doğan
yazarın babası Evezov Omarhan’dır; ataları XIX. asrın başlarında buraya
yerleşen Tobıktı uruğundandır. Yazarın dünya çapında tanıtacağı Kazak
**
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi / İZMİR
mustafa.oner@ege.edu.tr
bilig, Bahar / 2006, sayı 37
176
akını Abay da bu Tobıktı uruğundandır. Abay Kunanbayulı’nın Kazak kültü-
ründeki yerini ayrıca vurgulamaya gerek yoktur her hâlde. Ancak Muhtar için
de bir başka yeri vardır; Evezov 1967’de yayımlanan on iki ciltlik külliyatının
girişindeki “Meniñ Ömirbayanım” başlıklı otobiyografisinde, bunu kendi
ağzından şöyle anlatmıştır:
“Çocukluk çağım obada (avılda) geçti, dedemiz Evez bizzat okuma
yazma öğretiyordu. Beş-altı yaşlarındayım. Bir gün akşam yemeğin-
den evvel yanına çağırdı, okumamı sınamak istiyor. İçinde r sesi olan
bütün sözleri söyletmeye başladı. Bu sese dilin yatmıyorsa okumayı
biliyorum deme hiç. Mesela
en birinci ders Kuran’ın
Bismillahirrahmanirrahim sözünü ezberlemekle başlar. Bu kadirli söze
dilin dönmese buna hangi molla dayanır. Dedemin pek içine sinmedi
galiba, ertesi gün yine aldı karşısına. Hâlâ aklımdadır: Baharın güze-
lim bir günü. (...) Ama bahar gününün bu kerameti çok geçmeden
kayboldu. Dedemiz daracık alçak çadırına çağırıyor bizi. Elindeki ka-
lın el yazmasını görür görmez niye çağırdığını anlayıveriyorum. Eski-
sinden daha beter sıkılıyorum. Bana kitaptaki Arap harflerini göster-
meye başlıyor. Birini söylemek yetse iyi, her biri ötekinden zor. Bu ki-
tap Abay şiirlerinin mecmuası. Abay ile dost olan ve ozanın kabiliye-
tine hayran kalan dedem Evez, onun şiirlerini kitaplaştırıp bir kopya
çıkarmış ve bize bununla okumayı öğretmek istiyor. Torunları büyük
ozanın şiirlerini severek büyüsün diye düşünüyordu.”
Burada yazarın kendi ağzından da anlattığı gibi Muhtar Evezov okuma yaz-
mayı, bir kültüre ulaşmayı, Abay’ı okuyarak başarmıştır. Ancak Abay’ı, Ah-
met Baytursın’ın dediği gibi Kazaklığın “baş akını” olarak kabul etmesi
(Baytursunulı 1996: 378-385) ve Abaycılık denebilecek kültürü geliştirmesi,
sadece çocukluk nostaljisiyle açıklanamayacak kadar büyük bir bilinçtir.
“Onbir yaşıma geldiğimde babamdan ayrıldım. Beni Kasımbek öğ-
retmen kendi himayesine aldı. Bu adam genç yaşında Kemaletdin
Hazret’in bedduasına rağmen, medreseyi bırakıp Rus mektebine
geçmiştir. Bu öğretmen beni de Semey’deki beş sınıflı şehir ortaoku-
luna soktu. Bizim Şıngıs ilçesinden tayin edilen bir bursu aldım. Çar
Hükûmeti, Rus mektebinde tercümanlar ve devlet teşkilatının ufak te-
fek memurlarını yetiştirmek maksadıyla bozkırlı Kazaklardan burs için
gereken harcı toplamaktaydı. Ancak Kazakların kendi çocuklarını
mektebe vermeye pek rızası yoktu. Pederşahi aşiret kalıntıları ile mol-
laların dedikodusu Rus mektebine bir güvensizlik duygusu veriyordu.
Bundan ötürü, çoğu kimse, Rus mektebinin Kazak çocuklarının ga-
vurlaştırılması için açıldığını düşünüyordu. (...) Ben Semey Öğret-
menler Semineri’ni 1919 başlarında bitirdim ve Semey’de Sovyet
Öner, XX. Yüzyıl Türkistan Edebiyatının Anıtı: Muhtar Evezov (1897-1961)
177
Hükûmeti yerleştikten sonra kamu hizmetine başladım. Önce Semey
Vilayeti İcra Komitesinde, sonra da Orenburg Merkez Komitesinde
çalıştım. Bu arada oyun yazarlığı ve gazetecilikte kalemimi denedim.
1922 yılı güzünde Taşkent’teki Orta Asya Devlet Üniversitesine dışa-
rıdan öğrenci olarak girdim. Çolpan dergisi ile bağlantı kurup burada
eski Kazak obasındaki hayatın çelişkilerini anlatan birkaç hikâye ya-
yımladım.”
Evezov’un yirmili yıllarda yazdığı Korgansızdıñ Küni (= Zavallının Hayatı,
1921); Kim Kineli (= Kim Suçlu, 1923); Eskilik Köleñkesinde (=Eskiliğin
Gölgesinde, 1925) gibi hikâyelerinden, yazarın daha gençlik yıllarından beri,
Kazak toplumunun zavallı hâlini, çektiği cefayı anlatma gücüne sahip oldu-
ğunu görmek mümkündür. Bunlarda Kazak obası, bozkır tabiatı güçlü bir
realizm diliyle tasvir edilmiştir.
Yine o yıllara ait Jetim = Yetim (1925); Juvandık (= Şişmanlık, eserdeki
mecaza göre “feodalizm”, 1926); Barımta (=Yağma, 1925) adlı hikâyelerin-
de halk içinden çıkan, sıradan insanların hayatı yansıtılmıştır. Yazar, Okıgan
Azamat (=Okumuş Vatandaş, 1922) ; Kiñeşil Boyjetken (=Günahkâr Genç,
1925); Sönip-Janu (=Sönüp Yanmak, 1923) gibi bu türden hikâyelerinde,
şehre gelip kültür kazanan Kazak gençlerinin hayatındaki değişiklikleri, ahlakî
meseleleri anlatır (Düysenbayev ve Bazarbayev, 8-9). İlk hikâyesi olan
Korgansızdıñ Küni’ndeki Gaziza adlı yetim kızla Jetim’deki Kasım adlı yetim
oğlanın başkahraman olarak öne çıkması tesadüf olmamalıdır. Sovyet dö-
neminin ilk yıllarındaki kıtlığın, açlığın ve yıllarca süren kargaşanın, gerçekçi
edebiyat yolundaki genç yazarı etkilediği açıktır. Evezov’un yirmili yıllardaki
edebiyatında, kadınların eşitliği konusuna da eğildiği görülmektedir: Ana-
babasının istediği gençle evlenip kaderine boyun eğen kızı Sönip-Janu hikâ-
yesinde anlatan yazar, Üylenüv adlı eserinde ise annesinin emrine karşı gelip
sevdiği gençle kaçan bir kızı tasvir eder.
Evezov’un, yirmili yılların sonlarında yazdığı Karaş Karaş Okıygası (1927) ve
Kökserek (1929) hikâyeleri, konu bakımından öncekilerde olduğu gibi, boz-
kırın adaletsiz sosyal yapısını ortaya koymuş olsa da, tasvir güzelliği bakı-
mından, bu ikisi, diğerlerinden öne çıkar. Yazarın bu kahramanlarında psi-
kolojik derinlikleri de yansıttığını görmek mümkündür. Kır Suretteri (1922)
ve Kır Engimeleri (=Bozkır Hikâyeleri, 1923) gibi başlıca tabiat tasvirlerine
ayrılmış hikâyeler yazan Evezov’un, edebiyatın zemininde, Kazak bozkırını
tablolaştırdığı göze çarpmaktadır (Öner 1998: 27-80).
Muhtar, bir yıl sonra, 26 yaşında genç bir yazar olarak Leningrad Devlet
Üniversitesine gider ve 1928’e kadar orada okur. Bu eski payitaht, kütüpha-
neleri ve 1724’te Çar Petro’nun açtığı üniversitesi ve XIX. asrın ilk çeyreğin-
den beri gelişen İmparatorluk Bilimler Akademisi ile Doğu Avrupa’nın ve
bilig, Bahar / 2006, sayı 37
178
Avrasya’nın önde gelen merkezlerindendi; 1920’li yılların, henüz Stalin dam-
gasını yemeyen Sovyet döneminde ise, eski şarkiyatçılığın misyoner izlerine
rağmen büyük bilginlerin oluşturduğu bir mahfel idi: A. N. Samoyloviç, K. K.
Yudahin, S. İ. Rudenko gibi ünlü Türkologlar, 1925’e kadar Rusya Bilimler
Akademisi diye anılan ve sonra yeni devletin tasarladığı şekliyle adı da
“Sovyet Bilimler Akademisi” olan bu merkezde, araştırma tarihine geçecek
çalışmalarını yazıyorlardı. Bu değişim, tam da Muhtar’ın orada bulunduğu
yıllarda gerçekleşmiştir. Okuduğu filoloji bölümünde bilim disiplinini alan
Evezov, 1928’de Taşkent’teki Orta Asya Devlet Üniversitesi Şarkiyat Fakülte-
sine asistan olarak gider. Kazak gencini Türkistan’ın o günkü kültür ve bilim
merkezi çekmiştir. Bu, Rusya içinde kalan eski millî kültür merkezlerinden,
diğer aydınların da, birkaç yıl içinde esmeye başlayacak devlet teröründen
kurtulmak ve biraz gözden uzak kalıp nefes alabilmek için, Bakü ve Taş-
kent’e gitmelerine benziyor. Evezov’un iyi bilinen resmî biyografisinde veya
“Meniñ Ömirbayanım”da bu tercihine dair bir bilgi yoktur. Bunun yanında,
Sovyet sonrası araştırma literatürü ise, Evezov’un, Taşkent’te Orta Asya
Devlet Üniversitesi Şarkiyat Fakültesinde doktora çalışmasını bitirmesine az
bir zaman kala 1 Ekim 1930’da tutuklandığını ortaya koymaktadır. Kazakis-
tan’da uygulanan repressiya (“baskı, zulüm”) üzerine çalışmaları olan
Dosjan Dükenbay, Evezov hakkındaki belgelere dayanarak o dönemdeki
takibatla toplam 32 kişinin “milliyetçilik, Alaş Ordacılık, basmacı faaliyet ve
Japon ajanlığı” gibi suçlamalarla tutuklandığını belirtmektedir (Dükenbay
1997: 21).
Burada adı geçen Alaş Orda partisi, 1905’te gizli olarak kurulmuş ve 1905
Haziran’ında Karkaralı’da yapılan ilk kurultaydan sonra, 1917 ilkbaharına
kadar faaliyetini gizli olarak devam ettirmiştir. Bu arada Alaşçıların Aykap
dergisi ve Kazak gazetesi gibi süreli yayınlarda fikirlerini duyurma gayreti
vardır (Oraltay 1973: 24-30). Alihan Bökeyhan’ın başkan seçildiği bu millî
Kazak partisi ve hükûmeti, Kazak halkını, Rusya’da özerk bir cumhuriyet,
bağımsız bir ülke hâline getirmek amacını gütmüştür. Millî Kazak kültürünün,
Sovyet devrinin ilk on yılı boyunca bir çekirdek oluşturmasında Alaşçıların
payı çoktur. 1917 İhtilali sonrasında gelişen sosyal hareketler çerçevesinde
her türden süreli yayın çıkarken, millî aydın sınıfının oluştuğu bu dönemde
Alihan Bökeyhan, Ahmet Baytursın, Mirjakıp Dulat, Magjan Jumabay,
Cahanşa Dosmuhamed, M. Tınışbay, Mustafa Çokay gibi lider şahsiyetler
çok etkili olmuştur (Jurtbayev 1997: 136-137). 1920 yılı sonuna kadar süren
Alaş Orda Hükûmeti, yapılan anlaşma çerçevesinde hükûmet liderlerine,
asker ve subaylarına dokunulmayacağı teminatıyla Sovyetlere katılırken,
Stalin’in iktidarını pekiştirdiği devirden itibaren ilk tutuklananlar ve ortadan
kaldırılanlar ise onlar olmuştur (Oraltay 1973: 36).
Öner, XX. Yüzyıl Türkistan Edebiyatının Anıtı: Muhtar Evezov (1897-1961)
179
Evezov’un tutuklamasında sorgulamayı yapan OGPU (KGB’nin eski adı)
tarafından tutulan evrakta Muhtar Evezov’un “parti üyesi olmadığı, evli, iki
çocuk babası olduğu ve maaşıyla geçindiği” kaydedilmiştir. Yazarın sorguda
verdiği ifadeden şunları aktarmak istiyoruz:
“Baytursınov’u 1918 yılından beri tanıyorum. Kendisiyle 1922 yılından
beri yakından tanışıyoruz. Orenburg’a iş için gittiğimde tanışmıştık.
Tınışbayev ile 1922 yılının güzünde Taşkent’e geldiğimden beri tanışı-
ğız. Ayrıca Taşkent’te Dosmuhamet’le karşılaştık. M. Jumabayev’le de
1925 yılından beri tanışıyoruz. Postayla “Tabaldırık” adındaki edebî
topluluğun deklarasyonunun yazılı olduğu bir mektup geldi. O mektupta
“Alka” adıyla 6-7 kişiden oluşacak bir derneğin kurulmasının düşünül-
düğü belirtiliyordu. Jumabayev, bu konudaki fikrinizi belirtin, uygun gö-
rürseniz bu gruba katılın diye yazmıştı. Bu deklarasyonun muhtevasın-
dan anladığım kadarıyla, dernek, serbest faaliyet göstermek ve yayınlar
vasıtasıyla fikirlerini rahatça duyurmak hakkına sahip olmak istiyordu.
(...) Jumabayev’le bu konularda mektuplaşıp yazarlar toplantısını ger-
çekleştirmek gerekir diye düşünürken “Alka”nın faaliyetleri kendi kendi-
ne yavaşlayıp bitti.”
Belgeden bu bilgileri aktaran araştırmacı, sayfanın her yanına damlayan
mürekkepten ve aceleyle yazılıp karalanan yerlerden, Evezov’da ‘Bu yazdık-
larım nasıl değerlendirilir’ diye bir tedirginliğin sezildiğini söylemektedir
(Dükenbay 1997: 22).
Yeni yayınlarla ulaştığımız bu noktada, biraz önce aradığımız “Evezov’un
Taşkent’e gitmesi tesadüf müdür” sorusu da cevabını bulmaktadır:
“Leningrad Üniversitesini üstün başarıyla tamamlayan Evezov’un
Taşkent’e gelmesinin esas sebebi doktora yapmak değildi. Kazak
âlimlerinin, aydınlarının ileri gelenleri, 1920’li yıllardan başlayarak
Taşkent’te toplanmaya başlamıştı. Çünkü burada “Çolpan”, “Kedey
Aynası” gibi yayınlar çıkıyordu. Moskova’dan taşınan Doğu halkları-
nın ortak yayınevi de buradaydı. Başka bir ifadeyle, Taşkent o dö-
nemde Müslüman halkların başkenti durumundaydı.” (Dükenbay
1997: 34).
Genç Muhtar’ın yazar hâlinde oluşumunda, daha Semey’deyken Alaş Or-
da’nın gençler kolunu meydana getirmesi ve Jusupbek Aymavıt ile birlikte
Abay dergisini çıkarması çok önemlidir. Şekerim Kudayberdi, Sabit
Dönentay ve S. Toraygır gibi Kazak edebiyatının klasiklerinin toplandığı Sarı
Arka gazetesi onun fikir yapısında ve yazarlığında önemli bir zemin olmuştur
(Jurtbayev 1997: 136-137).
bilig, Bahar / 2006, sayı 37
180
Sorgusunda “Edebî eserlerimde hiçbir zaman isyanı teşvik etmek isteme-
dim.” diyen Evezov, fikir yapısı ile ilgili şunları eklemiştir: “Niye gizleyeyim,
milliyetçilik duygusu bende vardı, eserlerimde yer aldı. Fakat bu hisler ve
fikirler hiçbir zaman gizli kapaklı programlara dönüşmedi. Üniversitede,
Marksist âlimlerin, sanatçıların eserleriyle derinlemesine tanıştığım dönemde
sosyal fikirlerimin yavaş yavaş değişikliğe uğradığı, edebiyatla ve sanatla ilgili
çalışmalarımın tamamen değiştiği malumdur.” (Dükenbay 1997: 25). Yazar
cep defterinden koparılmış dört sayfalık notta kurşun kalemle şunları yazmış:
“Milliyetçilik suçlamasıyla hapse atılmamın üzerinden bir yıldan fazla
zaman geçti. Bu konudaki suçlamaların hepsi kalemimden çıkan iki
eserle Endik Kebek ve Karaköz isimli piyeslerimle ilgili. Bu piyeslerde
geçmişin yüceltildiği, tarihî kahramanlara gösterilen saygının, bugü-
nün gerçeklerinden daha yüksek olduğu doğrudur. Çünkü bugünün
gerçeklerini geçmişle karşılaştırarak vermek doğrudur. Edebiyatla ilgili
insanlar, Rus Çarlığının bizi işgal ettiği döneme kadarki genel duru-
mun daha iyi olduğunu bilirler. Edebiyat, tarih boyunca olduğu gibi
bugün de cemiyetin şuurunu uyandırmaya hizmet etmektedir.
Magjan Jumabayev’in ‘Alka’ adlı edebî topluluğunda, Popov (sorgucu) yoldaşın
şüphelendiği gibi düzen bozucu, belli kalıplara sokulan cemiyeti ters yöne götü-
recek bir fikre rastlamadım. Böyle edebiyat platformları, Rus edebiyatında,
Rus’un birçok edebî akımlarında, sembolistlerden başlayarak proleter kültür
mektebine kadar eskiden beri vardır.”(Dükenbay 1997: 27-28).
29.10.1931 tarihinde bir dilekçeyle bütün durumunu, haksız yere suçlandı-
ğını anlatan Evezov’a altı ay hiçbir cevap verilmemiştir. 7 Mayıs 1932 tarihli
kararla salıverilen yazar, hürriyetine kavuşsa da sosyalist toplum içinde “mil-
liyetçi, karşı devrimci, burjuva” suçlamalarını yıllarca boynunda taşımış ve
ancak Kazakistan SSC. Yüksek Mahkemesi’nin 28 Şubat 1958’de çıkardığı
kararla “aklanmıştır”. Yazar 1 Ekim 1930 tarihinden itibaren başlayan 28
yıllık dönem boyunca repressiyanın gölgesi altında tutulmuştur.
Bu durumun Evezov’un daha sonra yazdığı eserlere nasıl yansıdığına dair
ilgi çekici bir ayrıntıyı burada aktarmak uygun olur: Dönemin kaynaklarında,
yazarın, Stalin’in dil, alfabe üzerindeki Sovyetleştirmelerine ve genel olarak
kültürel temizliğe muhalif oluşuyla ilgili pek malumat yoktur. Ancak, 1993
yılında basılan, Prof. Dr. Mekemtas Mırzahmetov’un Kazak kalay
orıstandırıldı (“Kazak nasıl Ruslaştırıldı”) adlı eserine dayanarak şu bilgiyi
verebiliriz: Enbekşi Kazak gazetesinin 24.6.1931 tarihli sayısında basılan bir
dörtlükte şu kayıt vardır:
Arapşı, jana elipşi;
Eki jak bop tartıstı:
Öner, XX. Yüzyıl Türkistan Edebiyatının Anıtı: Muhtar Evezov (1897-1961)
181
Ahmet, Eldes, Muhtarlar
Arapka jumsap bar küşti” (Mırzahmetov 1993: 22).
[Arap alfabesi yanlısı ve Yanalif (Latin) alfabesi taraftarları; iki taraf olarak
tartıştı; Ahmet (Baytursun), Eldes ve Muhtar; Arap yazısına koyup bütün
gücü... ]
Prof. M. Mırzahmetov, Kazakistan Cumhuriyeti bağımsızlığını aldıktan sonra
yayım imkanı bulan adı geçen kitabında, Evezov’un “Akın Aga” adlı roma-
nında otosansür uyguladığına da değinmektedir.
“Evezov, romanının 1951 baskısında şöyle bir ifade kullanmaktadır:
Eski Rus kilisesinin akıllı ve bilgili temsilcileri misyoner İlminskiy,
Ostroumov, büyük eğitimci misyoner Alektorov...’ Yazarın, misyoner-
lik fikrinin tarihi hakkında çok malumatlı olduğu, halka yabancı bu
ideolojik siyasetin maskesini sıyırmak niyeti sezilmektedir. Ancak gü-
nün şartları onu otosansüre mecbur etmiştir. Bunda tek adam
diktatoryasının acı tadını bilen yazarın tecrübesi etkili olmuştur. Ken-
dini iyice kontrol eden yazar, bu ifadede yer alan güçlü fikir çekirde-
ğini geliştirememiş ve Çarlık emperyalizminin çok zararlı, binlerce ör-
neği olan misyonerlik siyasetinin köklerini ortaya koymasına çağının
şartları izin vermemiştir. Bunu derin derin tahlil edip gerçekleri ortaya
koysa, emperyalist hükûmetin düsturu hâline gelen siyasî maksatların
Stalin tarafından tekrarlandığını apaçık göstermiş olabilirdi.”
(Mırzahmetov 1993: 35).
Evezov’un edebî eserlerinin yanı sıra, bilim adamlığından da söz etmek ge-
rekir. Kazak edebiyatı araştırmaları tarihinde, metin çalışmalarının ilk adımı,
Abay’ın eserlerinin araştırılmasıyla atılmıştır. 1924’ten itibaren Abay’ın eser-
lerinin tam bir külliyatını yapmaya girişen Evezov, büyük ozanın mirasını
derinden tahlil ederken, esas nüsha endişesinden kalkarak, tekstoloji disipli-
ninin ihtiyacını ortaya koymuştur (Abay-Entsiklopediya 1995: 129-130).
Bunun yanında, ömrü boyunca hiç uzaklaşmadığı öğretmenlik vasfı dolayı-
sıyla, daha 1925’te, bir ders kitabı olarak “Kazak Edebiyatı Tarihi”ni yazar.
Kazak edebiyatı öğretiminde bu ilk tecrübe çok etkili olmuştur (Tanabayev
1997: 73).
Kazakistan Bilimler Akademisinin üyesi olan Muhtar Evezov, Dil ve Edebiyat
Enstitüsü içinde Folklor Bölümünün açılmasını sağlamıştır. Onun bu çerçe-
vede, Türk dünyasının büyük destanı Manas üzerinde de katkısı büyük ol-
muştur. Daha otuzlu yıllar başında ilgilendiği bu destan hakkında, 1935’te,
Rusça olarak yazdığı geniş monografi Kırgızdıñ batırlık eposu Manas
(“Kırgızın kahramanlık destanı Manas”) adıyla Kazakçaya çevrilmiş ve ölü-
münden sonra çıkan ilmî araştırmalar cildinde yayımlanmıştır. Aynı kitaba
bilig, Bahar / 2006, sayı 37
182
giren Manas eposınıñ halıktık nuskasın jasav kere (“Manas destanının popü-
ler baskısını yapmalı”) adlı makalesinde çağdaş halk bilimi metotlarının kul-
lanıldığını görüyoruz. (Evezov 1962: 175 - 244). Cengiz Aytmatov, Manas
Destanına karşı çeşitli suçlamaların yapıldığı bir dönemde, üstadı Muhtar
Evezov’un “taş yaran bilgisi” ile destanı koruduğundan saygıyla söz eder
(Aytmatov 1988: 389).
Evezov’un ve belki de bütün Kazak edebiyatının en büyük eseri olan Abay Jolı,
aynı zamanda destan roman türünün de çığır açan ilk örneği olmuştur. Eserde,
XIX. yüzyılın ikinci yarısındaki Kazak halkı geniş bir şekilde tasvir edilirken, kah-
ramanların hayatları da halkın tarihindeki karmaşık değişimlerle iç içe verilmiştir.
Abay’ın içinden çıktığı toplumla mücadelesi, iyilikle zulmün çekişmesi, var olu-
şun elenmiş, süzülmüş gerçekliğini ifade etme problemleri destan romanda güzel
bir üslupla yansıtılmıştır. “Abay Jolı”nda, büyük ozanın ferdî faaliyeti, devrin
hayatî meseleleriyle, nesillerin kaderinin çarpışması zemininde ifade edilir. Ro-
manda, olayların objektif akışı, insanların kaderlerinin toplumun yaşayışına
bağlılığı, beylerin şahsî statüsü, zalimliğin ortaya konması ile iyiliğin yüceltilmesi
hayat gerçekliğiyle bir arada gösterilir.
Destanın olay örgüsünü kuran esas mecra, Abay’ın ve ona yakın çevrenin,
toplumda hakim olan kişilerin şiddetine karşı mücadelesidir. Abay’ın başlat-
tığı yenilikçi kuşağın halkın geleceği için cesur bir mücadeleye giriştiği anlar
çoktur. Dışarıdan bakıldığında, romandaki her bir bölümün hikâyesi müsta-
kildir; fakat bunları içeriden birleştiren esas bağlantı her zaman sezilir: İnsan-
lar için, halkı için acı çeken, güçlülere karşı, korkmadan mücadele eden
Abay’ın hayatı, onun edebî faaliyeti, Abay’ın aracılığı ile çözülen meseleler.
Romanın kuruluşu, Abay’ın uzun süren, güçlü akınlık (ozanlık) hizmetini
tanıtmaya dayanmıştır. Romandaki esas figür olan Abay tipini yaratmakta,
ozanın kendi eserlerinin çok yardımı olduğunu yazar bizzat ifade etmektedir.
Romancı, büyük ozanın eserlerini doğuran şartların tabiatına derin bir sez-
giyle yaklaşmış ve onun hayatına dahil olmuş gibidir. Abay, halkın gözünde
hangi yüksek basamakta duruyorsa, roman da onun görkemli imajını o yük-
sek düzeyde göstermiştir (Kazak Edebiyeti 1992: 95-96).
“Abay Jolı” edebî bir eser olmaktan öte, her yönüyle bir Kazak ansiklopedi-
sine dönüşmüştür: Bir filolog, onda, Kazak folkloru, Kazak edebiyatının te-
meli, sözlük yapısının gelişmesi hakkında bol malzeme bulabilir. Gündelik
hayatta yaşayan veya artık unutulmuş gelenekler, avcılık, Kazak toyu ve
ziyafet verme âdetleri vb... Bunların yanı sıra, eserin dili üzerinde de birçok
çalışma yapılmıştır (bk. Janpeyisov).
Romanın ilk kitabı 1938-40 yılları arasında “Telgara” adıyla yazıldı.
“Okudan Kaytkanda” ve “Kat-Kabatta” adlı bölümleri 1939 yayımlandı.
1940 sonbaharında “Telgara” adlı birinci kitap bitti, önce eski alfabeyle mat-
Öner, XX. Yüzyıl Türkistan Edebiyatının Anıtı: Muhtar Evezov (1897-1961)
183
baaya verildi; fakat Kiril alfabesiyle dizilen eser, iki yıl aradan sonra 1942 yılı
Temmuz ayında “Abay” adıyla çıktı. II. Dünya Savaşı şartlarında bir çok
kültür ameliyatını yapan Sovyet devletinin tüm engellerine rağmen,
Beysembay Kenjebayev
**
matbaa elemanlarına gizlice bastırdığı romanın ilk
nüshasını Muhtar’a gösterince “Unutmayacağım, unutmayacağım, Abay’ı
dirilttin.” diye ağlamıştır. 1947’de ikinci kitap, 1950’de de “Akın Aga” adıyla
da üçüncü kitap çıkmıştır. Eser Sovyet sisteminin baskısına maruz kaldı ve
büyük değişiklikler yapıldı. Tarihî olaylara, Abay’ın dünya görüşüne, göçebe
hayatına, gelenek ve göreneğine, Kunanbay imajına karşı tahrik edici fikirler
söylendi. Yazarın hayatı tehlikeye girdi ve esere 1951-54 yılları arasında
yetersizlik verdiler, zorunlu olarak yazması gereken sınıf mücadelesi, zengin-
fakir çekişmesi, Rus-Kazak dostluğu, milliyetçileri eleştiren olaylar, yalan
idealleri savunan bölümler eklendi (Jurtbayev 1997: 146).
1953 yılı Haziran-Temmuz aylarında Kazakistan Cumhuriyeti Devlet Güven-
lik Komitesi, Kazakistan KP Merkez Komitesinden, Muhtar Evezov’u hapset-
mek için izin istedi. Kendisi için o kararın verileceği gün, güvendiği dostu
SSCB milletvekili Kanibek Kunışbayev’in kimliğini kullanarak gizli şekilde,
uçakla Moskova’ya gitti. Orada bazı etkili yazarların yardımıyla resmî olma-
yan bir siyasi sığınma almaya mecbur oldu. Takibat, siyasi baskı,
provakatörlük bitinceye kadar Moskova Devlet Üniversitesinde profesör ola-
rak çalıştı. Evezov eğer siyasi açıdan aklanmazsa veya hapse atılırsa, zaten
25 sene hapse mahkum olan hemfikir arkadaşlarına idam cezası uygulana-
caktı. Bunu iyi anlayan Muhtar onları kurtarma amacına da ulaştı. 1954
başlarında Almatı’ya döndü, eserleri tekrar yayımlanmaya başladı. 21 Hazi-
ran 1961’de Moskova’da ameliyat sırasında vefat etti (Jurtbayev 1997: 150).
Muhtar Evezov’un, bu eseriyle, tek adam diktatörlüğü hâlinde gelişen yeni
devletin şekillendirdiği Sovyet kimliği içine, millî bir çekirdek yerleştirdiğini
anlayabiliyoruz. Zaten sevilen bir ozan olan Abay, artık Muhtar’ın bu romanı
sayesinde bir millî bayrak olmuştur. Evezov’un sağladığı bu büyük birikim,
kendi zor döneminde ve çağımızda, Rus olmayan Asyalı “Sovyet ulusları”
için bir kalkış noktasıdır ve kendisinden sonraki kuşaklar tarafından değer-
lendirilmiştir, gelecekte de değerlendirilecektir.
Muhtar Evezov’un Başlıca Eserleri
Hikâyeler: (Muhtar Evezov’un 12 ciltlik külliyatının 1. cildindedir)
Korgansızdıñ küni “Kimsesizin hayatı” (1922); Okıgan Azamat “Aydın Yurt-
taş” (1923); Kır Suretteri “Bozkır Tabloları” (1922-1923); Kır engimeleri
“Bozkır sohbetleri” (1923); Üylenüv “Evlenme” (1923); Sönip-januv “Sönüp
yanma” (1923); Kim kineli “Kim Suçlu” (1923); Eskilik köleñkesinde “Eskili-
ğin gölgesinde” (1925); Jetim “Yetim” (1925); Barımta “Ganimet” (1925);
bilig, Bahar / 2006, sayı 37
184
Kineşil boyjetken “Suçlu Kız” (1925); Bürkit añşılıgınıñ suretteri “Kartallı
avcılık tabloları” (1925); Karalı suluv “Yaslı güzel” (1925); Juvandık “İkti-
dar” (1925); Karaş – Karaş Okıygası “Karaş Karaş Vakıası” (1927);
Kökserek “Genç Kurt” (1929); Üş kün “Üç Gün” (1934); Bilekke bilek “Bilek
Bileğe” (1934); Kasenniñ kubılıstarı “Kasen’in Değişimleri” (1934).
Denemeler: (Külliyat’ın 3. cildindedir) Türkistan solay tuvgan “Türkistan
böyle doğdu” (1955); Oñtüstik saparınan “Güney seferinden” (1959); Ame-
rika eserleri “Amerika izlenimleri”(1964).
Romanlar: Ösken örken “Yetişkin Filiz” (1962) (Külliyat’ın 3. cildin-
dedir) Abay Jolı “Abay Yolu” (1942-1947) (Külliyat’ın 4.,5., 6., 7. ciltle-
rindedir)
Piyesler: (Külliyat’ın 8.-10. ciltlerindedir) Eñlik – Kebek “Allık – Kepek”
(1956); Beybişe, Tokal “Hanımağa- Kuma” (1923); Karaköz “Karagözlü
(Genç Kız)” (1926); Oktyabr Üşin “Ekim İçin” (1933); Tüngi Sarın “Gece
Rüzgârı” (1934); Ayman – Şolpan (1934); Tas Tülek “Dört Yaşındaki Kartal”
(1935); Sın Sagatta “Dar Vakitte” (Zor Günde) (1941); Kara Kıpşak
Koblandı “Kara Kıpçak Koblandı Bahadır” (1943); Asıl Nesilder “Asil Nesil-
ler” (1969); Bes Dos “Beş Dost” (1947); Alva “Helva” (1953); Asavga Tusav
“Kısrağa Tuşak=Bukağı” (1957); Abay (1957).
Makaleler – İncelemeler: (Külliyat’ın 11-12. ciltlerindedir) Adamdık
negizi – eyel “İnsanlığın esası: Aile” (1917); Gılım tili “Bilim dili” (1918);
Kazak okıgandarına aşık hat “Kazak aydınların açık mektup” (1919);
Kazaktıñ kalam kayratkerlerine aşık hat “Kazak kalem emekçilerine açık
mektup” (1922); Jalpı teatr öneri men kazak teatrı “Genel Tiyatro sanatı
ve Kazak tiyatrosu” (1926); Kazakstan memleket teatrı “Kazakistan ülke
tiyatrosu” (1964); Teatr, muzıka kadrı “Tiyatro müzik saygısı” (1933);
Üzindiler “Parçalar” (1934); Jaksı piyesa – sapalı edebiyet belgisi “Güzel
piyes: Kaliteli edebiyat işareti” (1934); Elübay Ömirzakov (1936); Puşkindi
kazakşaga avdaru tecribeleri turalı “Puşkin’i Kazakçaya çevirme tecrübeleri
hakkında” (1936); Kırgızdıñ batırlık eposı – Manas “Kırgız kahramanlık
destanı Manas” (1936); “Manas” eposınıñ halıktık nuskasın jasav kerek
“Manas destanının popüler baskısını yapmalı” (1959); Yevgeniy
Oneginniñ kazakşa nuskası turalı “Yevgeniy Onegin’in Kazakça baskısı
hakkında” (1937); Meñgi jasaytın akın – Şota Rustaveli “Ebediyen yaşa-
yan ozan Şota Rustaveli” (1937); Kazak sahnasındagı avdarma piyesalar
Kazak sahnesindeki tercüme piyesler” (1937); Jumbak Turalı “Bilmece
hakkında” (1938); Kazak halkınıñ eposı men folklorı “Kazak halkının des-
tanı ve folkloru” (1939); Abay jayın zerttevşilerge “Abay konusunu araştı-
ranlara” (1940); Kazak edebiyetiniñ tariyhın jasav meseleleri “Kazak ede-
biyatı tarihini hazırlama meseleleri” (1948); Elişer Navaiy (1948); Ertegiler
Öner, XX. Yüzyıl Türkistan Edebiyatının Anıtı: Muhtar Evezov (1897-1961)
185
“Masallar” (1948); “Kozı Körpeş – Bayan Suluv” (1927); “Kız Jibek”
(1948); Aytıs ölenderi “Atışma türküleri” (1948); Keybir ult jazuvşılarınıñ
romandarı turalı “Bazı millî yazarların romanları hakkında” (1962); Ebdilla
Tecibayev (1949); Ibıray Altınsarin – Kazak medeniyetiniñ zor kayratkeri
Kazak kültürünün büyük emekçisi Ibıray Altınsarin” (1938); Til jene
edebiyet meselesi “Dil ve edebiyat meselesi” (1951); Öner örinde “Sanat
hedefinde” (1952); Dramaturgiya zañı turalı keybir oylar “Dramaturgluk
kuralları hakkında bazı düşünceler” (1953); Abay romanınıñ jazıluv
jayınan “Abay romanının yazılması durumu” (1955); Körkem avdarmanıñ
keybir teoriyalık meseleleri “Estetik çevirinin bazı teorik meseleleri” (1955);
Meñgilik kepili “Ebediyet teminatı” (1955); Ömir men şıgarma “Ömür ve
eser” (1956); SSSR halıktarı edebiyetiniñ örkendevi “SSCB halkları edebi-
yatının gelişmesi” (1962); Abay (İbrahim) Kunanbayulı (monografiya)
(1959); Zaman şartı (1960); Kazirgi roman jene onıñ geroyı “Çağdaş ro-
man ve kahramanı (1961).
Notlar
*
Bu çalışmada kullanılan Kazakça kaynakların çoğu, Hocam Prof. Dr. Günay Karaa-
ğaç’ın kullanımımıza açtığı müteveffa Macar Türkoloğu Istvan Mandoky Kongur’un
ve değerli dostum Maksut Jakıp’un armağanlarıdır. Onları saygıyla anıyorum.
**
Prof. Dr. Beysembay Kenjebayev (1904 -1987), edebiyat araştırmacısı, yazar, mü-
tercim, filolog. Özellikle Abay’ın eserlerinin incelenmesi ve yayımı üzerinde çok ça-
lışmıştır. (bk. Abay – Entsiklopediya, 276).
Kaynakça
Abay - Entsiklopediya (1995), Almatı: “Atamura”.
Aytmatov, Çıngız (1988), Biz düynönü canırtabız, düynö bizdi canırtat (Makalalar,
Mayekteşüülör, Süylöngön Sözder) Frunze, 382-390.
Baytursunulı, Ahmet (1996), “Kazakların Başşairi” (Aktaran: M. Öner) TDK Türk
Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi, 2, 378-385.
Berdibay, Rahmankul (1997), “İlk Kazak Epopesi Büyük Bediî Abide” AÜ Türk Leh-
çeleri ve Edebiyatları Dergisi, 14.
Dükenbay, Dosjan (1997) “Muhtar Evezov Davası” (Aktaran:Kayan G.) Bilig, 5.
Düysenbayev, I – Bazarbay, M. (1967), Muhtar Omarhanulı Evezov, Şıgarmalar,
birinşi tom, Almatı.
Evezov Muhtar (1962), Vakıt jene Edebiyet, Almatı.
Janpeyisov, Erbol (1976), M. Evozovtıñ “Abay jolı” epopeyasınıñ tili, Almatı.
Jurtbayev, Tursın, (1997) Muhtar Omarhanoğlu Awezov (1897-1961), Muhtar Awezov
Hakkında Makaleler, Haz. Zeyneş İsmail, Ahmet Güngör, Ankara: Bilig yay.
Kasenov, Kayırjan – Törehanov, Emirhan (1994) “Kızıl Kırgının Meşhur Kurbanları”
(aktaran: Hatice Şirin) Türk Dünyası Tarih Dergisi, 113-117.
bilig, Bahar / 2006, sayı 37
186
Kazak Edebiyeti (1992), Jogarı klass okuvşıları men abiturientterge arnalgan, Almatı:
“Atamura”.
Kazak tiliniñ tüsindirme sözdigi, Almatı. I:1974, 695; II:1976, 695; III:1978, 671;
IV:1979, 671; V:1980, 639; VI:1982, 623; VII:1983, 671; VIII:1985, 591;
IX:1986, 559; X:1986,510.
Mırzahmetov, Makemtas (1993), Kazak kalay orıstandırıldı, Almatı.
Oraltay, Hasan (1973), Alaş – Türkistan Türklerinin Milli İstiklal Parolası, İstanbul.
Öner, Mustafa (1998) “Muhtar Evezov’un Jetim Hikâyesinde Dil – Söz Dökümü
Üzerine Yorumlar”, EÜ Türk Dili ve Edebiyatı Araşırmaları Dergisi, IX, İzmir,
27-80.
Shnitnikov, Boris Nikolayeviç (1966) Kazakh-English Dictionary, London –The
Hague –Paris: Mouton Co.
Tanbayev Ömir (1997), “Muhtar Evezov:Eğitimci Alim”, Bilig, 5.
Tüymebayev Janseyit (1991), Kazak tili (grammatik anıktagış), Almatı.
bilig
Spring / 2006
Number 37: 175-188
© Ahmet Yesevi University Board of Trustees
The Monument of XX
th
Century Turkestan Literaturel
Muhtar Evezov (1897-1961)
Prof. Dr. Mustafa ÖNER
*
Özet: Muhtar Evezov is the establisher of the modern Kazakh
literature and the most important name of the mentioned field. Muhtar
Evezov is a writer and a scholar who had laboured to keep alive the
Turkic literature in Turkestan at Soviet era with the other authors and
scholars, Alihan Bökeyhan, Ahmet Baytursın, Mirjakıp Dulat, Magjan
Jumabay, Mustafa Çokay, who had got killed or slandered by the
Soviet regime. He had also put forth great efforts for publishing the
Turkic literature sources throughout his life, aiming to convey them to
the new generations as well as targeting to constitute Turkic literature
as a researching area at universities . In this paper, obscure points of
his biography that had encountered the Soviet period is evaluated by
using the new publications which were published after 1990’s, namely
collapsing of the Soviet Union.
Anahtar Kelimeler: Muhtar Evezov (Avezov), Turkestan, Kazakh,
Kazakh literature, Central Asia, Stalin, repression, Soviet Union
*
Ege University, Faculty of Letters / İZMİR
mustafa.oner@ege.edu.tr
bilig
Zima 2006
výpusk: 37: 175-188
© Popeçitel#skiy Sovet Universiteta Axmeta Wsavi
Памятник Литературы Туркестан 20. столетия:
Мухтар Ауезов (1897-1961)
Доцент Доктор Мустафа Онер
*
Резюме: Мухтар Ауезов один из передовых имён и основатель
современной литературы Казахов. Мухтар Ауезов
учёный и
писатель проделавший огромную работу на пути распространения
на новое поколение и становления Тюркской литературы объектом
исследования в университетах, а также продолжения Тюркской
литературы в Туркестане во времена СССР на протяжении всей
жизни наряду с такими просветителями как Мустафа Чокай, Магжан
Жумабай, Мыржакып Дулат, Ахмет Байтурсын, Алихан Бокейхан
очернённые или изжитые в период Советского Союза. В статье
рассматриваются тёмные точки биографии писателя во времена
СССР, основанные на новых источниках, опубликованных в 1990х
годах и оценивается их связь с его произведениями.
Ключевые слова: Мухтар Ауезов(Авезов), Туркестан, Казах,
Казахская Литература, Средняя Азия, Сталин, репрессия, Советский
Союз
*
Эгейский Университет Факультет Литературы/ Измир
mustafa.oner@ege.edu.tr
  • E-Bülten

  • Sözlük

  • Müzik Yayını

    582314 Ziyaretçi