FERDİN ÖNEMİ-MEHMED NİYAZİ-(MANAS DESTANI,AYTMATOV VE ŞAHANOV ÜZERİNE)-ZAMAN GAZETESİ-14.12.2001

 

MEHMED NİYAZİ



Ferdin önemi

Milli gücün birkaç unsurundan biri nüfustur. Bugünkü Çin’in ürkütücü gücü nüfusundan gelmiyor mu? Tarihin eski çağlarından beri bunu fark eden büyük devlet adamları devamlı nüfusu teşvik etmişlerdir. Mesela Roma İmparatorluğu’nda Caesar gibi önemli şahsiyetler, çocuksuz kadınların tahtı revana binmelerini yasak ettiler. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında da beş çocuğu olmayan ailelerin Yol Vergisi ödemeleri de nüfusu teşvik içindi. Günümüzde Batı Avrupa’da akıl almaz ölçüde nüfus artışı tahrik ediliyor. Bu gerçeğe rağmen kişilerin bir milletin hayatında oynadıkları rolü inkar edebilir miyiz? Emrindeki yüz binlerce kişilik orduyla Bismark’ın sağladığı Alman birliğinin raylarını daha önce Goethe döşemişti. Goethe’nin yazdığı “Genç Merther’in Acıları”, “Faust” ve diğer eserleri Alman milletinde zevkte, dilde, telakkide birlik sağlayınca, Bismark’ın işi kolaylaştı. Türk dünyasının iki büyük yazarı Cengiz Aytmatov’la, Muhtar Şahanov’un konuşmalarından oluşan “Kuz Başındaki Avcının Çığlığı” adlı kitapta benzer olayla karşılaşıyoruz. Her milletten olduğu gibi bizden de kiralık kafalar çıkmıştır. Sosyalizm yutturmacasıyla Rus pençesine düşen Kırgızların varlığını korumalarında Manas Destanı önemli bir unsurdu. Kırgızların tarih sahnesinde boy atmalarında da çok ciddi rol oynayan destan başkahramanı Manas, Çakıp Bay’ın tek oğludur ve “Han” unvanını taşımaktadır. Ellili yılların başında, basın yayın organlarında “Manas Destanı, hanlık dönemini isteyen, halka yabancı, gerici bir eserdir.” iddiasında bulunularak yasaklanması istenmişti. Bunun için Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin Kırgız bölümü binasında Manas’ın kaderi hakkında özel bir toplantı yapılır. Daha o zaman milli hassasiyet sahibi olan Cengiz Aytmatov “Manas elden gidiyor mu?” korkusuyla salona koşar. Ağzını bıçak açmayan halkın, omuz omuza aynı endişeyle beklediğini görür. Söz alanlar, devre egemen olanların gözüne girmek gayretiyle Manas’ın aleyhine konuşurlar. Bir milletin hafızasının dumura uğratılması kimsenin umurunda değildir; herkes yetkililerce beğenilip, dünya malına konmanın peşindedir. Pek çokları gibi Aytmatov’un da gözleri sadece Muhtar Avezov’un üzerindedir; çünkü satın alınamayacak bir yürek sahibi olduğunu biliyor. Birbirinin ardından kürsüye çıkıp, Manas’ı yerden yere vuranları Avezov sakin sakin dinliyor, not alıyor. Sıra ona gelince Aytmatov’un ve tüm kalabalığın yüreği kımıldıyor. “Manas, bir halkın ulu kültürünün nesilden nesile saf şiir halinde ezbere söylenerek devam edegelen görkemli örülmüş tarihidir. Öyle ise Kırgız halkının hayatından Manas’ı uzaklaştırmak, bütün bir milletin dilini kesmekle aynı şey değil midir? Saçı kes deyince, başı kesmeye koyulan kabadayı davranışı bizim toplumumuzda ne zaman yok olacak?” Bu cümleleri de ihtiva eden veciz konuşmasıyla Manas’ı kurtarınca, orada bulunan Kırgızlar gözyaşlarıyla birbirlerine sarılırlar. Çanakkale’de Sığın Dere muharebeleri cereyan ederken cephemiz yarılıyor. Ciğeri sökülmüş aslanın kükreyişini andıran Binbaşı Lütfi Bey’in feryadı dağı taşı inletiyor: “Yetiş ya Muhammed Kitab’ın gidiyor!” Bu çığlık can derdine düşen Mehmetçiklere kendilerini unutturup, vatan ve milleti hatırlatınca, o gediği kanlı gövdeleriyle örerler. Zaten benzeri olaylar “Tarih felsefesine, tarihi milletler mi fertler mi yapar?” sorusunu sordurmuştur. Milletlerin cesameti büyük olduğu için, onları herkes görür; ferdlerin fonksiyonlarını değerlendirmek için ise idrak gerekir. Nice büyük insanlar idraksiz cemiyetin selinde boğulmuşlar, fonksiyonlarını yeterince ifa edememişlerdir. Bu tip insanlar çok ender göründüklerinden kalabalıklar onları teşhis edememekte mazurdurlar; bu konuda görev aydınlara düşmektedir. Ümid edelim ki aydınlarımız kıskançlıklarını, hasetliklerini yenip, tarihimizi lif lif dokumak isteyenlere yardımcı olurlar; ancak böylece tarihi misyonumuzda köklerini bulan medeniyetimizin tekrar gürbüzleşmesinde üzerine düşeni yaparlar. Bu, sadece onların ceddimize, halkımıza, ümmetimize değil, insanlığa borçlarıdır.

14.12.2001

Yazarımızın E-Postası: m.niyazi@zaman.com.tr

  • E-Bülten

  • Sözlük

  • Müzik Yayını

    980475 Ziyaretçi