AYTMATOV ÜZERİNE-MUSTAFA MİYASOĞLU-MİLLİ GAZETE-18.11.2007

 

Elazığ"da yaşayan edebiyat dostları, belediye ile vakıf ve dernek gibi sivil toplum kuruluşlarının katkısıyla her yıl Hazar Şiir Akşamları düzenliyorlar. Bunun tebrik edilecek yanı, öteki şehirlerimize de örnek olacak kadar sürekli oluşudur. Davetli şairler yanında her yıl önemli bir sanatçıyı özel olarak davet ederek onunla ilgili toplantılar düzenliyor, Elazığ dergilerinde özel sayı veya özel bölüm yaparak vefalı bir davranış gösteriyorlar. Bu türden Anadolu şehirlerinde yapılan sanat ve kültür faaliyetlerini önemsiyor, davet edildiğim yerlere vaktim ve çalışmalarım elverdiğince katılıyorum. Elazığ"a gitmek bugüne kadar nasip olmadı ama daha önce Dilâver Cebeci dostuma dair toplantıların yapıldığı programla bu yıl Cengiz Aytmatov için akademisyenlerin de katıldığı açık oturumların yapılması takdire değer. Böyle vefalı değerlendirmelerin Elips Kitap yayınlarının Cengiz Aytmatov külliyatını yeniden yayınlamaya çalıştığı günlere rastlaması da gerçekten hoş bir sürpriz.

 

Basından haberdar olduğumuz bu faaliyetlerin Elazığ"da yayınlanan Bizim Külliye dergisinde de yankılanacağını Nazım Payam dostumdan öğrenince gerçekten sevindim. Çünkü hikâye ve romanlarıyla bizde de 40 yıldır tanınan Cengiz Aytmatov genç nesiller tarafından tartışılmıyor, Rusça ile Batı dillerinden çevrilen eserlerinin ruhu yeterince anlaşılmıyor. Bu da bizi çok seven Orta Asya Türkleri ile aramızda köprü olacak şahsiyetlerle mesafeyi kapatamadığımız anlamına geliyor.

 

Nazım Payam dostumun öncülüğünde yayınlanan Bizim Külliye"de yer alacak Aytmatov"a dair görüşlerimi sizinle paylaşarak bu üç aylık dergiyle bir şekilde ilgi kurmanızı tavsiye ediyorum.

 

Aytmatov"un sanatçı kişiliği

 

Hiç şüphe yok ki, Cengiz Aytmatov bugün yaşayan en büyük ve en önemli Türk romancısıdır.

 

Cengiz Aytmatov"un sanatının sırrı, elbette onun yaratılışında Allah vergisi olarak bulunan sanatçı kabiliyetidir. Bu sanatçı kabiliyetin ondaki tezâhürü edebî eser şeklinde görülüyor, başka şekilde de olabilirdi. Edebî eserin bir söz sanatı olarak nesir veya nazım halinde ortaya çıkışı, sanatçıdaki poetik ve politik tavrı da birlikte yansıtır. Eserin konusu bazen mesajıyla bütünleşir, bazen de -etik veya politik sebeplerle- çelişebilir.

 

Elbette her eser sanatçının mizacına ve benimsediği dünya görüşüne göre farklı üslûplarda ve farklı niteliklerde olacaktır. Siz bunu, "Esir Türk topluluklarını hem uyandırıcı hem de sistemle uzlaştırıcı" olarak nitelendirip Cengiz Aytmatov"u bir yandan takdir ederken bir yandan da onun çelişik tavrına dikkati çekebilirsiniz. Farklı bakış açısıyla bakan başkaları da, romancı olarak Cengiz Aytmatov"u aşk ve tabiat hikâyeleriyle milletinin masal ve destanlarına yaklaşımını öne alarak yerelden evrensele ulaşmanın sırrına varmış bir sanatçı diye nitelendirebilir. En güzel aşk hikâyesi diye nitelendirilen Cemile gibi ilk eserlerine bakarak, onu, kendi çevresindeki küçük olgularla ezilmiş insanların hikâyesini beşerî bir tarzda, evrensel normlarda anlatmış büyük bir yazar olarak değerlendirmek de mümkün. Bu yüzden olsa gerek, Sovyet ideolojisini benimseyen yöneticiler, Aytmatov"un bu sisteme içten içe karşı olduğunu bilerek onun dünya dillerine çevrilip okunmasını ve kendi toplumunu temsil etmesini önlememişlerdir.

 

Hatta başlangıçta, Aytmatov"un henüz genç bir yazar olduğu dönemde ona Lenin Edebiyat Ödülü"nü vererek Sovyet ideolojisini benimsemesini teşvik etmişlerdir. Bu ödülü aldıktan sonra da kendi dünya görüşünü saklayan Aytmatov, Gün Uzar Yüzyıl Olur romanında Orta Asya"daki Mankurt efsanesini sembolize ederek Sovyet ideolojisini benimseyen Türklerin durumunu ortaya koydu ve bu ideolojiyle birlikte rejimin de çökmesine yardımcı oldu.

 

Sovyetlerin dağılmasından önceki son Politbüro Genel Sekreteri Mihail Gorbaçov"un danışmanlarından olan Cengiz Aytmatov"un da her sanatçı gibi gerekli gördüğü zaman çevresindeki insanları uyandırdığını, gerekli gördüğü zaman da onları yaşadıkları hayatla uzlaştırdığını görüyoruz. Bu zamanlamanın bir kültür politikası olarak sanatçının seçimine bağlı göründüğünü kabul etmemiz gerekir. Biz bu tercihleri değil de eserleri değerlendirdiğimize göre, Aytmatov"un sanatçı kişiliğinin yansıması olarak gördüğümüz tutumunu, yazarın yaşadığı dönem açısından anlamaya çalışmalıdır.

 

Kolhozlardaki hayatı anlatan muhalif Solzenitsin"le rejime karşı tutumunu açıkça ortaya koyamayan Pasternak"ın Rus oldukları halde nasıl bir cezaya müstahak görüldüğü düşünülürse, Türk asıllı bir muhalifin nasıl yok edilebileceği anlaşılır. Babası da rejimin zulmüne uğrayan Aytmatov"un bir zaman kendini ve mesajını gizleyerek aşk ve tabiat hikâyelerini anlatmak zorunda kaldıktan sonra, Beyaz Gemi, Gülsarı ve Gün Uzar Yüzyıl Olur romanlarıyla kendini ifadesi destansı bir boyuta ulaşmıştır.

 

Bildiğim kadarıyla Kırgız Türklerinin Özbek ve Uygur Türkleri kadar zengin bir edebiyat geleneği yok. Manas destanının farklı varyantlarıyla Mahtum Kulu gibi geleneksel tarzda eser veren şairlerinin Rus edebiyatı kadar Aytmatov"u etkilediği söylenemez. Yazılı edebiyat olmayınca, Aytmatov çağdaş bir yazar olarak işgalci Rusların edebi hegemonyasına karşı kendi benliğiyle özgüvenini kazanabilmek için hayata yansıyan masal ve destanlara yönelmiştir. Bu yüzden de Cengiz Aytmatov"un Beyaz Gemi ve Gün Uzar Yüzyıl Olur gibi eserleri bütünüyle masal ve destanlardan güç alır. Zengin bir yazılı edebiyat her zaman sağlam bir geleneğe yaslanma imkânı verdiği gibi, bazen de gelenekten mahrum olmak el değmemiş, bâkir alanlarda at koşturmanın imkânlarını sağlar.

 

Başlangıçta Cengiz Aytmatov"un büyük hikâyeler yazdığını, daha sonra romana geçtiğini görüyoruz. Romanla birlikte tarih şuurunun ağırlık kazandığını ve toplumun tümünü ilgilendiren motiflerin hikâyelerden çok romanlarında görüldüğünü söyleyebiliriz. Bu yüzden, tarihi roman tarzında yazdığı Cengiz Han"a Küsen Bulut adlı romanı destanî tarihe bir seyahat olarak ortaya çıkarken, son romanlarından birinde fezaya seyahati konu edinmekten çekinmemiştir.

 

Yurdunu terk etmeyen Cengiz Aytmatov, elbette Cengiz Dağcı gibi bütün bir ömür Sovyet düşmanı olarak yaşamadı, çünkü onun gibi "yurdunu kaybeden adam" değildi; bir şekilde doğup büyüdüğü topraklarda, tanışıp anlaştığı insanlarla yaşamayı bildi. O yüzden de Sovyetlerin çok güçlü olduğu zamanlarda bir süre rejimle uyuşmuş göründü, sonra da sesini bütün dünyaya duyurup kendini herkese kabul ettirdikten sonra, aşk ve tabiat hikâyelerinin yanında sosyal ve siyasal metinler de yazıp yayınladı. Sovyetlerin çöküşünden sonra Aytmatov da hem siyasal olarak ülkesini Batı"da temsil etmiş, hem de Türk dünyasını dolaşarak gençlere umut vermiştir. Kazak şairi Şahanov gibi tarih şuuru veren yazılar yazmış, birlikte uzun konuşma metinleri yayınlamışlardır. Bunların önemli olduğu ortadadır. Her kültürün büyük yazarları yalnız yazdıklarıyla değil, yazmadıklarıyla da değerlendirilir. O bakımdan bizde de tanınan Türk dünyası yazarları arasında Anar gibi Aytmatov da hepsinden farklı.

 

Yeni kitap yeni değerlendirmeler

 

Elips Kitap yayınlarının gönderdiği Ebedi Gelin adlı kitabın tanıtımı tam da yukarıdaki metni hazırladığım günlerde elime geçti. Ebedi Gelin adlı kitabın alt başlığı olarak kapakta yer alan Dağlar Yıkıldığı Zaman ismi de bana kıyameti çağrıştırdı. Belli ki Cengiz Aytmatov"un yeni bir hikâye kitabı yayınlanmıştı. Kapaktaki"Türkiye"de ve Dünyada İlk 1. Baskı" ifadesi de kitabın önemini vurguluyor.

 

Daha çok Rusça yazdığı eserleriyle dünyaya açılan, aynı zamanda kendi halkı için Kırgızcasını da yayınlayan Cengiz Aytmatov"un bizde hakkıyla tanınması ve romancılarımızla, okuyucularımıza da sanat tecrübesini aktarabilmesi, ancak çok yönlü okumalar ve tartışmalarla gerçekleşebilir. Bunun için, Türkiye"de kapanın elinde kalan eserlerinin yeni bir düzenlemeyle ve Aytmatov"un kontrolünde yayınlanması gerekir. Elips Kitap yayınlarının da tebrike değer sonuçlar elde edilebilmesi için böylesi toplantıların Türkiye Yazarlar Birliği"nin organizasyonuyla daha geniş katılımlarla yapılması gerekir.

 

Elips Kitap yayınlarının zamanlaması doğru yapılmış kitabını kutlarken, Cengiz Aytmatov için yayınevinin yazdıklarını buraya iktibas etmek istiyorum. Bunlar kitap tanıtımı olarak gerçekten güzel:

 

"Aytmatov, milletinin tarih boyunca kazandığı sosyal, kültürel, ahlaki, edebî, askeri yani, bütün maddi, zenginliğini eserlerine yansıtmış, yaşadığı coğrafyanın insanının tarih içinde kazandığı değerleri, acılarını, kahramanlıklarını, tecrübelerini yazıya döküp ölümsüzleştirmiş, halkının içine düştüğü zor durumları eserlerinde en güzel şekilde anlatmış, onların çözümlerine dair ipuçları göstermiş, eserlerinde kendi ifadesi ile "tipik insan"ı ortaya koymaya çalışmış bir yazardır. Hikâyelerinde milletinin temel mülkü olan millî hafızaya ait efsane, destan, masal, hikâye ve türküleri, bunların meydana geldiği şartları, ardındaki hikâyeleri, insanları kullanırken, Kırgız Türk kültürünü, psikolojisiyle, duyuş ve anlayış tarzıyla, maddi manevi zenginliğiyle o kültürü bina edenlerin evlatlarına yeniden hatırlatmaya çalışmıştır."

 

Yasin Topaloğlu"nun yönetiminde yayın yapan Elips Kitap kitaplarının bir kısmını önemli bulup daha önce de tanıtmıştım. Külliyat yayınlamayı tercih ederken pek çok yazarın eserini birbiri peşinden yayınlayan Elips Kitap, bu kitapların yazarlarını da gündeme getirmenin yollarını aramalıdır. Bu konuda benim gibi önerileri olanların yayınevi ile ilgi kurmaları iyi olur (Tel: 312. 447 04 57).

 

Aşağıdaki cümleler de Cengiz Aytmatov"a ait; kendi perspektifinden sanat tutumunu anlatıyor:

 

"Her yazar bir milletin çocuğudur ve o milletin hayatını anlatmak, eserlerini kendi millî gelenek ve törelerini kaynak alarak zenginleştirmek zorundadır. Benim yaptığım önce bu, yani kendi milletimin geleneklerini ve hayatını anlatıyorum. Fakat orada kaldığınız takdirde bir yere varamazsınız. Edebiyatın millî hayatı ve gelenekleri anlatmanın ötesinde de hedefleri vardır. Yazar, ufkunu millî olanın ötesine doğru genişletmek ve "evrensel" olana ulaşmak için gayret göstermek durumundadır. İyi yazar "tipik insan" ortaya koyma ustalığına erişen yazardır."

 

Bu cümleler, Cengiz Aytmatov"un belli bir bilinçle hikâye ve romanlarını ortaya koyduğunu gösterirken, benim onun kişiliğiyle ilgili düşüncelerimi de doğruluyor. Bu yüzden Aytmatov"un kültür çevrelerinde okunup tartışılması, eserlerinin yazarın ana dilindeki yayınlarıyla karşılaştırılması gerekir. Böyle akademik çalışmalar Azerbaycanlı Anar ile Kazak şairi Muhtar Şahanov için de yapılmalıdır.

  • E-Bülten

  • Sözlük

  • Müzik Yayını

    980749 Ziyaretçi